Akrep Sokması

Akrep Sokması:

Akrep; ülkemiz dahil tüm dünyaya yayılmış geniş bir aileye mensup bir böcektir. Bunlardan bazıları öldürücü zehire sahiptir. Tıbbi açıdan önemli olan tüm akrepler Buthidae ailesinden gelirler. Bu guruptan akrepler üçgen şeklindeki göğüs kafesi kemiğine bakılarak kolayca diğerlerinden ayırt edilebilirler.

Akreplerin ölümcül potansiyeli hakkında bir diğer genellemede ön kıskaçları ve kuyrukları incelenerek elde edilebilir. Ön kıskaçları ne kadar güçlü ise ölümcül zehirli olma potansiyeli o kadar azalır, kuyrukları ne kadar kalın ise zehirli olma olasılıkları da o kadar artar.

Bu yaklaşım her durum ve tür için uygulanamaz ancak sokan akrep hakkında bize

kabaca bilgi verebilir. Özet olarak akrebin göğüs kafesi kemiği üçgen şeklinde ise,

ön kıskaçları ince ve az gelişmiş ise, kuyruğu kalın ise ciddi bir sokma vakası ile karşı-

laşılmış demektir. Halk arasında yaygın bir inanışa göre akreplerin kuyruk boğumları

ile zehir potansiyelleri arasında bir ilgi olduğu söylenir ancak bu doğru değildir.

Tüm akreplerin kuyrukları altı boğumludur ve zehir son boğumda bulunur. Akrepler

yılanlar gibi sokma esnasında zehirlerinin tamamını boşaltmazlar, her sokma sırasında

bir miktar enjekte ederler. Bu nedenle akrebin arka arkaya aynı etkide defalarca

sokma kapasitesi olduğu göz ardı edilmemelidir.

Dünyada yılda yaklaşık 100 000 kişinin akrep sokması ile karşı karşıya kaldığı

ve bu kişilerin de %1 kadarının hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Ölüm olayları en

çok Meksika’da gerçekleşmiş bulunmaktadır. Yurdumuzun tamamında akrep bulunur,

bunlardan Marmara ve Karadeniz bölgesindekilerin zehir potansiyeli az iken,

Ege, Akdeniz, iç Anadolu bölgelerini akrepleri orta-ciddi düzeyde Güneydoğu ve

Doğu Anadolu bölgelerinin akrepleri ise ciddi düzeydedir. Dünyada öldürücü akrep türleri Leiurus, Androctonus, Buthus, Centruroides ve Tityus türleridir.

Bunlardan ilk üçü ülkemiz doğal yapısı içindedir. Akrep sokması bulgu vermeyen bir durumdan koma ve ölüme kadar uzanan bir tabloya neden olabilir. Kişide ortaya çıkan bulgularla akrebin soktuğu kişinin fiziki yapısı arasında ters bir ilişki gözlenmiştir. Bu nedenle akrep sokması her yaştan bireylerde gözlenmesine rağmen, çocuklar ve yaşlılar

sokmalardan en çok etkilenenlerdir.

Akrep zehirleri türden türe farklılaşmakla birlikte sinir, kas ve bölge dokusu üzerine

etkiyen farklı zehirlerden oluşmuş bir karışımdır. En belirgin etkileri voltajla aktive

olan iyon kanalları üzerine olanıdır. Potasyum, klor ve kalsiyum kanalları ile etkileştiği bildirilmiş olsa da en bilinen etkisi sodyum kanalları üzerine olanıdır. Zehir kanala

bağlanarak hem siniri anormal bir şekilde uyarır hem de uyarının devam süresini

uzatır. Bu durumda etkilenen sinir lifinin sonlandığı yapıya bağlı olarak klinik tablo

gelişir.

Etkilenmeler kasılmalara, kalp ve solunum sisteminde istenmeyen etkilere yol açar. Ayrıca içerdiği bazı maddeler bölgeselağrıya da neden olabilir.

Belirti ve bulgular:

Hastalar genelde ağrı, bulantı ve kusma şikayetleri ve sokma hikayesi ile başvururlar. Bazı hastalar sokan hayvanı da beraberinde getirir. Bu durumda hayvanın dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekir. Fizik muayenede sokma deliği her zaman tespit edilemeyebilir ancak, bu bölgede lokal ağrı, şişme, kızarıklık, yanma ve duyu kaybı gözlenebilir. Bölgeye parmak

ucu ile hafifçe vurulduğunda çok fazla ağrı artışı olduğu gözlenir. Bölgesel etkiler

ilk 30 dakika içinde gelişirler. Birçok hastada sokma sadece bu etkilerle sınırlı kalırken, bazı hastalarda sokmayı takip eden 1-24 saat içinde ciddi sistemik ortaya çıkar. Sokmanın yayılıp bütün vücudu kaplayıp kaplamayacağı hastanın kilosu, genel sağlık durumu, akrebin türü ve kızgınlık durumu (sokma sayısı) belirler.

Sistemik şikayetler tutulan sinir gurubu ile doğrudanilişkilidir. Zehirin vücut üzerindeki etkisi ile kalpte çarpıntı ve ritm bozuklukları gelişebilir. Genelde kan basıncı yükselir ancak düştüğü vakalar da bildirilmiştir. Hastalarda ateş ve solunum bozukluğu da gözlenebilir.Yine vücutta kontrol dışı gözyaşı, salya sümük salgılanması, idrar ve dışkı kaçırmasına ve kusmaya neden olabilir. Hastaların yutma ve konuşma güçlüğü çektikleri de bildirilmiştir. İstenmeyen kontrol dışı hareketler, kasılma ve kramplar, göz seyirmeleri, göz kapaklarının düşmesi, görme bozukluğu gelişebilir. Hastalar sıkıntılı ve huzursuzdurlar. Bazı hastalar havale geçirebilirler. Nadir de olsa yüksek tansiyona bağlı beyin bozukluğu, beyin damarlarında

pıhtı oluşumu ve inme gözlenebilir. Solunum sisteminin zarar görmesi ölüm nedenlerin

başında gelmektedir.

Tanı:

Genellikle öykü ve fizik muayene tanı koymak için yeterlidir. Ancak öykü alınamaması ve sokan hayvanın tespit edilememesi halinde; difteri, beyin iltihabı, beyin zarı iltihabı, tetanoz gibi durumlardan ayırt edilmesi gerekir.

Korunma:

Akrepler gece ortaya çıkan hayvanlardır. Kamp yaparken yerde yatılmaması,

ayakların korunması, ayakkabıların ve diğer giysilerin silkeleyerek giyilmesi

önerilir. Akrepler ayaklarındaki tüylerle, taşların, tahta parçalarının, kapak ve kutuların altına tutunabilirler. Bu nedenle risk bölgelerinde çalışırken eldiven kullanılması

da önemlidir.

Tedavi:

Akrep sokması durumunda hasta yakınlarının sokma bölgesine soğuk uygulaması,

burayı sabitleyerek hastayı en yakın sağlık kurumuna en kısa sürede ulaştırmaları

en uygun ilkyardım davranışı olacaktır.

Sokan hayvanın mümkünse hekime göstermek üzere beraber götürülmesi uygun olabilir.

Ancak akreplerin çoklu sokma kapasitesi düşünülerek hayvanı yakalamak için

risk almak gerekmez, fotoğrafını çekmek de yeterli olabilir.

Sokma bölgesini keserek kanatmak, turnike uygulamak, alkol veya hekime danışılmadan herhangi bir ilaç içmek kesinlikle yapılmaması gereken davranışlardır.

Akrep sokmalarının büyük kısmı ağrı, yanma gibi çok ciddi rahatsızlık vermeyen olgular

şeklinde seyreder. Bu durumda sokma yerini temizlenip, ağrı ve yanmanın bazı

ağrı kesicilerle tedavisi mümkündür. Ancak bu ağrı kesicilerin mutlaka hekim kontrolünde

alınması uygundur. Akrep sokmaları ile ilgili olarak koruyucu önlemler de mümkündür. Bu kapsamda tetanoz tekrar aşısı aşısız vakalarda tetanoz antiserumu verilmelidir. Ayrıca kalp ve solunum sistemi hastaları, yaşlılar ve çocuklar mutlaka bir iki günlüğüne hastaneye yatırılıp bütün vücudu tutan bir durum (sistemik skorpionizm) açısından açısından takip edilmelidir.

Akrep anti serumu yerine hastalara örümcek veya yılan anti-serumu kesinlikle

verilmemelidir. Ciddi vakalarda kalp ve solunum sistemi sürekli olarak izlenmeli; genel

destek tedavisi ve antiserum tedavisine ek olarak, gelişen belirtilere göre diğer tedaviler

verilmelidir. Tekrarlayan arı sokmaları durumlarında alerjik sorunlar görülebilir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz