Alerjik Nezle (Alerjik Rinit)

Alerjik Nezle (Alerjik Rinit) :

Alerjik nezle olarak kısaca tanımlanan bu hastalık, aslında burnun savunma mekanizmasının biraz abartılı ve uzun süre devam eden halidir. Burun normal

olarak iç yüzeyi sürekli ıslak kalacak şekilde az miktarda mukus denen bir sıvı

salgılar. Böylelikle dış ortamdan solunan hava ile vücuda girmeye çalışan toz, bitki

polenleri, bakteri ve viruslar bir tür tuzak olan bu salgıya yapışarak dışarı atılırlar.

Normalda mukusun akım yönü genize doğru olup kişi, bunu farketmeden yutmaktadır. Aynı burun akıntısı gibi hapşırık da bir savunma refleksidir. Vücudun istemediği bir maddeyi burundan en kısa zamanda uzaklaştırmanın harika bir yolu. Ama her gün defalarca hem de en olmayacak yerlerde (örneğin; tiyatroda, ders dinlerken,

önemli bir iş görüşmesinde, uyurken) tekrarlanırsa, insanı çok da rahatsız edebilir.

Kaşıntı ve burun tıkanıklığı da eklenince özellikle sürekli nezlesi olanların neler çektiği, belki biraz olsun anlaşılabilir. Kafa içinde elmacık kemikleri, alın ve gözlerin arkasında dört grup küçük, sinüs denilen boşluk bulunmaktadır. Sinüzit işte bu boşlukların alerjik veya mikrobik iltihabıdır. Sinüslerin hepsi burun boşluğuna açılır. Uzun süren ve alerjik kökenli olan nezlelere genellikle sinüzit de eşlik eder.

Alerjik nezle ağaç, çimen, çalı polenlerine, küf mantarlarına, çeşitli hayvanlara veya ev

tozu akarlarına karşı oluşmaktadır. Polenlere karşı olan mevsimsel nezle (saman nezlesi)

birkaç ay, ev tozu akarı veya küflere karşı olan nezle ise yılboyu sürer. Alerjinin mikroplara karşı ortaya çıktığı gibi bir hipotez bugün artık pek kabul edilmemektedir. Eskiden burun ve boğazdan alınan kültürlerde üretilen mikroplara karşı aşı hazırlamak bir ara moda olmuşsa da sonradan bu yolun etkisizliği anlaşılmıştır. Ancak bu durum değişmez olmayıp, bazen mantarlara ve ev tozu akarlarına karşı alerjisi olan kişiler de mevsimsel nezle tablosu ile doktora gelebilirler.

Polen alerjisi: Her bitkinin poleni değişik bir yapıya ve ölçüye sahiptir. Ortalama bir

milimetrenin 20’de biri kadar büyüklüktedir. Polenler yüksek oranda alerjenik proteinler

içermektedir. Bitkiler polenlerini birbirlerine rüzgarla (anemofilus polenler) ya da çeşitli böcekler (entomofilus polenler) aracılığıyla iletirler. Anemofilus polenler çok daha kuvvetli alerjenler olup geniş bir alana yayılabilirler. Fazla gösterişi olmayan çalı ve çimen polenleri bu gruptandır.

Ağaç polenleri ilkbaharda bir-iki ay, çimen polenleri ilkbahardan yaz sonuna kadar ve

yabani çalı polenleri ise genellikle yaz/sonbahar döneminde rahatsızlık yaratmaktadır. Evde bakılan saksı çiçeklerine karşı alerji teorik olarak görülebilirse, pratikte pek karşılaşılmamaktadır. Bunlar daha ziyade çiçekçilikle uğraşan kişilerde mesleki alerji yaratabilir (Örneğin; Benjamin alerjisi). Polenler aracılığıyla çoğalan bitkilerin, zamanı

geldiğinde polen keseleri neredeyse patlarcasına açılır ve keseler içindeki milyonlarca

polen dış ortama saçılır. Yıllık ve günlük ritm türden türe değişiklik gösterir, hava koşullarından etkilenmesine rağmen her gün belirli bir sayıda polen doğaya bırakılır. Hava basıncında ve ısısındaki artış polen yapımını arttıran önemli nedenlerdir.

Orta Avrupa’da yapılan araştırmalar (büyük olasılıkla bizim koşullarımıza da uygun)

çiçek açan bir tarlada bir mevsim boyunca hektar başına yaklaşık en az 200 kg kadar polen tesbit etmiştir. Deniz düzeyinden yükseldikçe saçılan polen sayısı azalmaktadır. Sıcak, kuru havalar ve rüzgarda polenlerin yayılması kolaydır. Buna karşın yağmurlu havalarda polenler yere ineceğinden havadaki polen sayısı azalmakta ve hastalar kendini daha iyi hissetmektedir.

Polen alerjik kişilerin bilmesi gerekli önemli noktalardan birisi de çapraz reaksiyon

denen olaydır. Ağaç polenlerinden birisine örneğin Huş ağacı (Betula verrucosa) polenlerine alerjik olan kişilerin yaklaşık üçte biri elma, armut, kiraz, vişne gibi çekirdekli

meyveleri yerken ağız ve dudaklarda kaşıntı, şişlik, karın ağrısı, bulantı gibi yakınmalar

hissedebilir. Buna benzer başka olaylar diğer grup polenlerle de görülmektedir.

Polen alerjik kişiler bazen bal yerken de, balın içinde kendisinin duyarlı olduğu proteinler

nedeniyle alerjik bir atakla karşılaşabilirler (ani ürtiker atağı veya bulantı, karınağrısı, ishal vs).

Saman nezlesi; en sık olarak 8 ile 20 yaş arasında başlar, 30’lu yaşlardan sonra başlaması enderdir. 40 yaşından sonra başlaması ise çok nadir bir durum olup genellikle bu dönemde hastalık kendiliğinden düzelmektedir. Ülkemizde ve Avrupa’da en sık alerji

yaratan polen grubu, çimen polenleridir. Alerjik nezle olmak, sinüzit ve astım için

risk faktörüdür. Ayrıca bu kişiler, hastalıkları tedavi edilmezse koku ve tad alma duyularını da kaybedebilirler. Alerjik nezlelilerin yarıya yakınında astım ile birliktelik bulunur. Sigara bu riski artıran önemli bir etkendir.

Polen alerjisi olanların dikkat etmesi gereken önlemler:

1. Polen mevsimi boyunca, alerjik olduğunuz polenlerin havada yüksek sayıda olduğu saatlerde evinizin pencerelerini açmayın.

2. Seyahat esnasında otomobilinizin pencerelerini kapalı tutun.

3. Polen mevsiminde piknik ve benzeri kır gezilerinden kaçının. Mümkünse açık havada

efor ve egzersiz yapmayın. Belki böyle bir ortamda çok pratik olmamakla birlikte yüz maskesi bir miktar koruyucu olabilir.

4. Dış ortamdan eve geldiğinizde üstünüzde ve saçınızda polen bulunabilir. Bu nedenle

mümkünse evde üstünüzü değiştirin ve bir duş alın.

5. Evde filtreli hava temizleyici aletler yararlı olabilir.

6. Alerjen olmamasına rağmen sigara dumanı, tozlu ve yoğun kokulu ortamlar burnu

etkileyerek nezleyi başlatabileceğinden, uzak durulmalı.

Tedavi:

Hastalığın alerjik mi, alerjikse neye karşı olduğunun tespiti çeşitli deri ve kan testleri ile anlaşılabilir. Bulunabilmiş bir alerji etkeni ile mümkünse temasın kesilmesi, en basit ve ucuz tedavi yöntemidir, ancak bu her zaman mümkün olmamaktadır.

Bu alanda kullanılan bir çok ilaç bulunmaktadır. Antihistaminikler alerjik nezlenin tedavisinde yararlanılan önemli grup bir ilaçtır. Ucuz ve etkili olmaları sebebiyle sık olarak

kullanılırlar. Burun salgısını, kaşıntı ve hapşırığı kesmelerine rağmen, burun tıkanıklığı üzerine etkisizdirler.

Burun açıcı damla ve spreyler sadece bir kaç gün için kullanılır daha uzun kullanımlarda nezleyi kötüleştirirler. Bu amaçla serum fizyolojik denilen %0.9’luk tuzlu su kullanılabilir. Özellikle burun içindeki kuruluk ve koyu ifrazatta yardımcıdır. Serum fizyolojik evde de kolayca hazırlanabilir (bir litre kaynamış suya 9 gr veya 2 çay kaşığı yemek tuzu karıştırılarak). Ağızdan tablet olarak kullanılan ve burun tıkanıklığını giderici ilaçlar (oral dekonjestanlar); yüksek tansiyonu olanlar ve orta yaşı geçmiş kişilerde beyin kanaması ve felç oluşturma riski açısından önerilmemektedir.

Uzun süren alerjik nezlelerde en iyi ve emin tedavilerden biri, sprey şeklinde kortizonlu

ilaçları kullanmaktır. Bu ilaçların bugün için gayet etkili biçimleri geliştirilmiştir.

Doktor kontrolünde olmak şartıyla gerekirse yıllar boyu dahi rahatça kullanılabilir.

Eğer burunda kanama veya kabuklanma gibi ender yan etkiler ortaya çıktıysa tedaviye

bir kaç gün ara verilebilir. Alerjik nezleliler için geliştirilmiş bir diğer sprey Kromolin’dir. Bu ilaç kortizonlu spreylere göre daha hafif etkili olup, günde 4 kez kullanılmalıdır. Kromolinin en önemli özelliği; yan etkisinin olmamasıdır. Bahsedilen yöntemlerle nezleli kişilerin çoğu tedavi olmaktadır. Alerjik nezleli kişiler eğer alerjenle teması kesemiyor ve bahsedilen ilaçlardan belirgin yarar göremiyorlarsa, immünoterapi yani aşı tedavisi gündeme gelebilir.

Bu tedavi yöntemi, içerdiği yaşamsal riskler nedeniyle, sadece Alerji uzmanlarınca

uygulanmalıdır. Etkisi kesin olmamakla birlikte, hastaların bir bölümü yararlanabilir.

Etki bir yıl içinde ortaya çıkmadıysa daha fazla devam etmenin anlamı yoktur.


Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz