Ankilozan Spondilit Tedavisi

Ankilozan Spondilit:

Omurga ve başta sakroiliak eklemler (leğen kemiği ile kalça kemiği) olmak üzere kalça bölgesi eklemlerini ve eklem bağlarını tutan süregen seyirli iltihabi bir romatizmal hastalık

tır. Bu eklemlere ek olarak; omuz, kalça, diz ve ayak bileği gibi diğer eklemler veya göz, kalp kapakları ve akciğer dokusu da hastalıktan etkilenebilir.

Ankilozan spondilit (AS); reaktif artrit, psöriatik artrit (sedef artriti), enteropatik artrit gibi hastalıkları da içeren seronegatif artritler olarak adlandırılan grubun karakteristik özelliklerini taşıyan ve en sık görülen üyesidir.

Yaş: Hastalık başlangıç yaşı ergenlik dönemi ile 35 yaş arasındadır (ortalama 25 yaş).

Cinsiyet: Hastalık erkeklerde kadınlardan üç kat daha sık görülür.

Risk faktörleri ve hastalık oluş mekanizması:

Hastalığın nedeni bilinmemektedir. HLA B27 doku tipinin hastaların %95’inde bulunması kalıtsal faktörlerin önemli olduğunu göstermektedir. HLA-B27 pozitif ankilozan spondilitli hastaların birinci derece akrabalarında hastalık, normal popülasyondan yaklaşık 10 kat fazla görülmektedir. Ancak HLA-B27 doku tipi pozitif olan bireylerin sadece %1-2’sinde hastalığın görülmesi, enfeksiyöz ajanlar gibi çevresel faktörlerin ve bireyin bağışıklık sisteminin hastalık başlamasında önemli olduğunu düşündürmektedir.

Bilinmeyen nedenlerle özellikle omurga ve kalça bölgesinde yer alan sakroiliak eklemlerde iltihabi bir süreç meydana gelir. Bu süreç zamanla eklem hasarına, eklem bağlarının sertleşmesine, eklemlerin kemikleşmesine (ankiloz), sonuçta fonksiyon kaybına ve sakatlığa yol açar.

Belirti ve bulgular:

En sık belirtisi; 40 yaşın altındaki bireylerde, sinsi başlayan, özellikle sabahları ve hareketsizlik sonrası yoğunlaşan ve egzersizle azalan yangısal bel ve kalça ağrısı.

Ağrıya hareket kısıtlılığı ve sabah tutukluğu eşlik eder. En az üç aydır bu yakınmaların bulunması Ankilozan Spondilit tanısını düşündürmelidir. Daha az sıklıkla omuz, kalça, diz ve ayak bileği gibi eklemlerde ağrı, şişlik, ısı artışı ve hareket kısıtlılığı oluşabilir. Göğüs kafesi eklemlerinin tutulması göğüste batıcı tarzda ağrıya, göğüs kafesi

hareketlerinde kısıtlanmaya ve solunum sıkıntısına yol açabilir.

Kasları kemiğe bağlayan tendonların ve bağların kemiğe yapışma yerlerinde yangıya bağlı olarak oluşan ağrı, duyarlılık, şişlikle karakterli entesitis, AS’in en önemli özelliğidir.

Omurga, sakroiliak eklem ve göğüs kafesi problemleri büyük oranda entesite bağlı ortaya çıkar. Topuk ve ayak tabanlarında entesitise bağlı yürüme güçlüğü gelişebilir. Kas-iskelet sistemi dışında, ön üveit (anterior üveit) olarak adlandırılan gözün ön kamarasının tutulumu sonucu genellikle tek taraflı olmak üzere gözde ağrı, kızarıklık, bulanık görme ve ışığa duyarlılık gelişir. Kalpten çıkan ana damar olan aort ve aort kökünde yangı sonucu sık olmasa da aort kapak yetmezliği ve ileti bozuklukları gelişebilir. Uzun süren hastalık

seyrinde akciğerlerin üst kısımlarında bazı değişiklikler ve böbrek bulguları gelişebilir.

Hareketsizlik ve yangıya bağlı olarak özellikle omurgada osteoporoz ve çökme kırıkları oluşabilir. Bu belirti ve bulgulara halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı gibi genel bulgular eşlik edebilir.

Tanı:

Dikkatli bir hikaye ve detaylı fizik muayene tanıya yaklaşımda temeldir. Özel bazı muayene yöntemleri ile omurga ve göğüs kafesinin hareket sınırları değerlendirilir. Kalça ve bel bölgesinin röntgen filmleri tanı için oldukça yararlı tipik bulguları ortaya koyar. Çok erken başlangıçlı hastalıkta sakroiliak eklemlerin manyetik rezonans (MR) görüntüleme ile değerlendirilmesi tanıda yardımcı olabilir.

Tipik klinik ve radyolojik bulguları olan hastalarda tanı için HLA B27 testi gerekli değildir. Şüpheli hastalarda destekleyici olabilir. Ancak negatif olması hastalığın olmadığı anlamına gelmez.

Tedavi:

Eklemlerin hareket kısıtlılığını önlemek için günlük düzenli egzersiz son derece önemlidir. Egzersiz yanı sıra düzenli yüzme eklem hareketlerini koruma açısın dan oldukça yararlıdır. Eklem ağrısı ve tutukluk ağrı kesici ilaçlarla kontrol edilebilir. Ancak egzersiz ve ağrı kesici ilaçlar hastalığın ilerlemesine engel olamazlar. Bu nedenle hastalığı baskılayıcı bazı antiromatizmal ilaçların düzenli kullanılması gerekir.

Seçilmiş hastalarda biyolojik ajanlar etkili bir tedavi seçeneğidir. Bu ilaçların olası yan etkileri sebebi ile uzman hekim takibinde alınmaları gerekmektedir.

Seyir:

Hastalığın seyri bireyler arasında farklılık gösterir. Bazı bireylerde hastalık ağır ve ilerleyici seyrederek sakatlığa neden olurken, bazılarında sadece hafif yakınmalarla gider. Erken yaşta gelişen boyun kalça tutumu ciddi hastalık seyrine işaret eder. Erken tanı ve tedavi hastalığa bağlı istenmeyen durumların oluşmasını önlemede oldukça yararlıdır.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz