Anne Sütü Nedir

Anne Sütü Nedir?

“Anne Sütü yeryüzünde yaşayan tek besindir” ifadesi anne sütünün yaşam için ne denli gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Bir başka anlatımla anne sütü bebekler için “en ideal besin” ve emzirme benzeri olmayan bir yöntemdir. Bebeklere gerekli olan tüm besin elementlerini sağlar. Anne sütü emzirilme döneminde ishal, zatürre, kanda bakterilerin yayılması ve menenjit (beyin zarı iltihabı) gibi hastalık ların sıklığını azalttığı gibi ileri yaşlarda da alerjik hastalıklar, kanser, sinir sistemi ile ilgili bazı hastalıklar ve damar çeperinin daralması riskinin azalmasına neden olmaktadır. Anne ile bebek arasındaki duygusal bağı güçlendirir. Hemen hemen bütün kadınlar emzirebilir. Doğumdan sonraki yaşamın ilk iki yılı, bir başka ifadeyle süt çocukluğu dönemi, bebeğin anne karnında olduğu dönemden daha bağımsız olduğu doğum sonrası yaşama geçiş dönemidir.

Emzirmenin başladığı ve sadece anne sütüyle beslenmenin devam ettiği yaşamın ilk altı aylık döneminde, yenidoğanın suya veya başka bir besine ihtiyacı yoktur. Anne sütüyle beslenen bebeğe 6 aydan önce başka bir yiyecek ya da içecek vermek gereksizdir, hatta

bebeği ishal ve diğer hastalıklara yakalanmaya daha açık bir hale getireceğinden

riskli olabilir. Bebeğe 6. aydan itibaren yeterli ve dengeli ek gıdalar başlanarak anne

sütüyle beslenme 2 yıl veya daha uzun süre devam etmelidir. Anne sütü bebek 6 aylık olduktan sonra da bebeğin besin ihtiyacının bir kısmını karşılamaktadır.

Anne sütünün bileşimi durağan değildir. Anne sütünün bileşimi salgılanma dönemlerine göre faklılıklar gösterir. Doğumdan sonra salgılanmaya başlayan ve ortalama 5 gün de

vam eden süte “ağız sütü (kolostrum)” denir. Ağız sütünde protein içeriği tüm dönemlerden yüksektir ve bu süt (kolostrum) bağışıklığı artıran bazı maddeler ve bebekleri iltihabi hastalıklardan koruyan akyuvarları içerir. Bu nedenle ağız sütü bebeğin ilk aşısı olarak kabul edilir. Ağız sütünden sonra 6-15. günler arasındaki süte “geçiş sütü

(ara süt)” adı verilir. Geçiş sütünden sonra salgılanmaya başlayan ve bebek emzirildiği

sürece devam eden süte “tam süt” denir. Geçiş sütünün protein ve mineral içeriği

ağız sütünden düşük, tam sütten yüksektir. Anne sütünün bileşimi gün içinde, emzirme

süresince, emme şekline, annenin yaşı gebelik sayısı ve gestasyon (gebelik) yaşına göre değişim gösterir. Anne sütü içinde bulunan büyüme hormonları ise uyku süresinde artış göstermektedir. Emzirmenin başlangıcında şekerden zengin “ön süt”, emzirmenin sonunda ise yağdan zengin “son süt” gelir. Anne sütündeki yağ ve protein içeriği emme süresince artış gösterir. Süt içindeki yağ içeriği bir emme süresince emzirmenin sonuna doğru 4-5 kat, protein içeriği ise %50 artmaktadır. Bebeğin son sütü alana kadar aynı memede kalması gerekir.

Anne sütünün içeriği:

Süt proteinleri; laktoferrin, a-laktaalbumin ve kazein isimli maddeler ile annenin kan serumundan geçen proteinlerden oluşmaktadır. Anne sütünün proteinin %30-40’ı kazein, %60-70’i whey proteindir.

Kazein; molekülünde fosfor, kalsiyum, çinko, demir ve bakır bulunur. Bebeğe kalsiyum, fosfor ve aminoasit sağlar.

Whey proteinin büyük bir bölümünü laktoferrin, a-laktaalbumin, lizozim, immunglobulinler ve serum albümini isimli maddeler oluşturur.

Anne sütünün toplam kalorisinin %40-50’si anne sütünün yağından karşılanır. Anne sütünün yağ bileşiminde sindirimi kolay doymamış yağ asitlerinin oranı yüksektir. Beyin ve sinir dokusu gelişimi için çok gerekli olan “esansiyel yağ asitleri; linoleik ve alfa-linoleik asit”, anne sütünde diğer sütlere göre sekiz kat daha fazla bulunur. Anne sütündeki kolesterol miktarı ilk aylarda gerekli enzim sistemlerinin gelişimini uyarmak ve ileri yaşlarda olabilecek damar sertliğine yol açan düşük yoğunluktaki yağların birikimini önlemek açısından önemlidir. Anne sütünde bulunan şekere laktoz denir. Laktoz, meme bezindeki hücrelerden süt salgılanması anında sentez edilir. Anne sütünün mineralleri;

bebeğin sağlıklı olarak büyümesi ve yaşamını sürdürebilmesi için gerekli mineraller;

kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum, klor, magnezyum, kükürt, demir, bakır, iyot,

çinko ve flordur. Anne sütündeki kalsiyumun %50-70’i, fosforun ise %90’ı emilmek

tedir. Anne sütündeki demir içeriği az olmasına rağmen emilimi çok yüksektir ve

normal demir depolarıyla doğan bebek için anne sütündeki demir yeterlidir.

Bebeklere tamamlayıcı besinlerin başlanması:

Anne sütü bebeklerin ihtiyacını karşılamamaya başladığında bebeklerin diyetlerine

ek gıdalar (anne sütü dışında verilen besin maddelerine “Ek Gıda” denir) ilave edilmelidir. Bu dönem bebeklerin büyüme gelişmeleri yönünden riskli bir dönem olup 6. aydan 18-24. aya kadar devam eder. Bebeklerin yeterli anne sütü alıp almadığı bebeğin büyümesi yani ağırlık artışıdır.

Dünya Sağlık Örgütü; 6. aylarında anne sütüne ilave olarak ek gıda başlanan bebeklerin,

6-8. ay arasında günde 2-3 öğün, 9-11. aylar arasında günde 3-4 öğün ek gıda veril

mesini ve 9. aydan itibarende günde 1-2 kez de ara öğün ilave edilmesini önermektedir.

Bebeğe vitamin C için meyve sebze suları ve ilerleyen sürede bunların püreler iverilir.

Üçüncü olarak anne sütü vitamin B ve enerji ihtiyacını karşılayamaz. Bunları sağlamak için bebeğe unlu gıdalar, unlu sebze çorbaları ve özellikle tarhana çorbası verilir. Bebeğin demir gereksinimini karşılamak için diyetine yağsız et, kıyma ve mercimek ilave edilir. Her ek gıda tek başına başlanmalı ve bebeğin tolere edip etmediği takip edilmelidir. Haftada birden fazla ek gıda bebeğe başlanmamalıdır. Verilen ek gıdalar ilk olarak en fazla 1-2 tatlı kaşığı olarak başlanmalı ve bebek tolere ettikçe arttırılarak tam öğün haline getirilmelidir. Bebek tarafından reddedilen gıdalara ara verilip daha sonra tekrar ve bebek açken denenmeli, bebek alıştıkça pütürlü gıdalar verilmelidir.


Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz