Enteral Beslenme

Enteral Beslenme Nedir?

Enteral beslenme, işlev­sel sindirim sistemine sahip olduğu halde günlük alması gereken besin miktarını ağız yoluyla alamayan hastalarda alternatif beslenme çeşidi ile besinlerin bir tüp aracılığıyla mideye veya ince bağırsağa verilmesidir. Son 20 yılda uzun süre kulla­nılabilen poliüretan ve silikon tüplerin kul­lanıma girmesi, küçük taşınabilir pompalar ve yeni enteral beslenme ürünlerinin geliş­tirilmesiyle birlikte enteral beslenme gide­rek artan bir sıklıkta kullanılmaya başlan­mıştır.

Enteral beslenmeye karar verme ve uygulama aşamasında bazı sorulara yanıt ara­nır;

Hastada enteral beslenme uygulaması gerekli midir?

Ağızdan yeterli besin alamayan kişiler 2 şe­kilde beslenebilirler; damar yoluyla (İV: intra venöz) beslen­me ve enteral (tüple) beslenme. İşlevsel bir sindirim sistemi varsa enteral beslenme her zaman damar yoluyla beslenmeye ter­cih edilir. Damar yoluyla beslenmeyle kar­şılaştırıldığında enteral beslenme bir çok avantaja sahiptir; daha ucuzdur, daha kolay uygulanır, enfeksiyon daha nadirdir, bağır­sak hücreleri için daha fizyolojik ve besle­yicidir, beslenmeye bağlı karaciğer hastalı­ğı daha nadirdir.

Enteral beslenme önerilmesi için temel kri­ter hastanın alması gereken günlük besini ağız yoluyla alamamasıdır. Bunun nedenle­ri yaşa göre değişir;

  • Yenidoğan döneminde zamanından erken doğma (prematürelik) ve doğuştan sindirim sistemi yapısal bozuk­lukları en sık neden iken,
  • çocuklarda do­ğuştan veya sonradan yeterli bağırsak uzunluğunun olmaması (kısa bağırsak sen­dromu),
  • beyin felci,
  • kalp ve solunum yolla­rı hastalıkları,
  • erişkinlerde ise inme, yemek borusu ve ağız bölgesi kanserleri, yanık ve travmalar

başta gelir.

Enteral beslenmenin kesinlikle uygulanma­ması gereken hastalar ise bağırsak tıkanma­sı ve besinler bir şekilde verilse bile sindi­rim sisteminden emilimin mümkün olma­yacağı durumlardır.

Veriliş yolu:

Besinlerin tüple (sondayla) verilebileceği iki bölge vardır; mide veya ince bağırsak.

Bu bölgelere beslenme tüpü­nün yerleştirilmesi ise iki yöntemle olabi­lir;

1- Burun ya da ağız yoluyla (küçük be­beklerde) tüpün mide ya da ince bağırsağa yerleştirilmesi,

2- Değişik yöntemlerle (endoskopi yoluyla, radyolojik olarak ya da ameliyatla) mide (gastrostomi) veya ince bağırsağa (jejunostomi) karın ön duvarın­dan tüp yerleştirilmesi.

Enteral beslenme­nin kısa (4-6 hafta) süreceği düşünülen has­talarda burun yoluyla tüp yerleştirilmesi tercih edilirken, daha uzun süre enteral beslenme gerekeceği düşünülen hastalarda ise ikinci yöntem tercih edilir. Ayrıca psikososyal faktörler, hasta ve ailesinin uyu­mu, deneyim ve maliyet de seçimi etkile­yen faktörler arasındadır. Çoğunlukla tüpün mideye yerleştirilmesi tercih edilir; daha fizyolojiktir, mide asidi mikroplara karşı koruyucudur, bakımı ve yerleştirmesi daha kolaydır, sindirime ya­rarlı bazı kimyasalları içerir ve yüksek ha­cimde besini kısa sürede vermeye uygun­dur. Kusma ve dolayısıyla akciğerlere besin kaçma riskinin yüksek olduğu veya mide­nin kullanılamadığı durumlarda ise ince ba­ğırsağa yerleştirilmiş tüpler tercih edilir.

Verilecek ürünün seçimi:

En uygun ürünü seçmek için hastanın yaşı (bebek, çocuk, erişkin gibi), hastalığı (kısa bağırsak sen­dromu, sarılık, felç, v.b.) ve hastalığının ak-tivasyonu, beslenme sorununun özelliği, alerjisinin olup olmadığı, besin ve sıvı ge­reksinimi ve sindirim sisteminin anato­mik/işlevsel durumu göz önünde bulundu­rulmalıdır. Bugün her yaş için uygun ürün­ler ticari olarak vardır. On yaşından sonra erişkinler için kullanılan ürünler çocuklar­da da kullanılabilir. Ayrıca hastalığa özel (akciğer hastaları, şeker hastaları gibi) for­müller de bulunur. Verilecek mama ne ka­dar özel ise fiyatı o kadar fazladır. Bu neden­le gerekmedikçe özel mamalar kullanılma­malıdır.

Ekonomik koşulların iyi olmadığı durum­larda blendırdan geçirilmiş diyetler de kul­lanılabilir. Ancak hazırlanmaları zaman alı­cıdır, formülalara (mamalara) göre daha az akışkan ol­duklarından tüpün tıkanma riskini artırır­lar, standartlara uygun hazırlamak müm­kün olmaz, bir çok besin maddesini içer­mez ya da yeterli miktarda içermez, mik­rop bulaşma riski yüksektir ve hastanın ih­tiyacına göre uyarlama yapmak güçtür.

Verilecek besin miktarı ve öğeleri:

Hasta­nın sıvı, enerji, protein, elektrolit ve mine­ral, vitamin ve eser element gereksinimleri hesaplanmalı ve seçtiğimiz üründen gün­lük verdiğimiz miktarın gereksinimleri kar­şılayıp karşılamadığı hesaplanmalıdır. Has­taların yaş, cinsiyet, şikayet, fiziksel aktivi­te ve sağlık durumuna göre bireysel ihti­yaçlarında farklılık gözlenir.

Örneğin, yata­ğa bağımlı az hareketli bir hastanın enerji gereksinimi düşük olacaktır. Bu enerji ge­reksinimini karşılayacak besin miktarı gün­lük sıvı gereksinimini karşılamayabilir. Ay­nı şekilde verilen miktar hastanın elektro­lit, kalsiyum, eser element, vitamin gibi di­ğer gereksinimlerini de karşılayamayabilir. Alınması önerilen günlük miktarlara göre bunlar tek tek hesaplanıp açıkları ayrıca vermelidir. Hastaların günlük gereksinimle­rinin hesaplanmasında yaşa ve cinse göre belirlenmiş tablolardan yararlanılır.

Günlük kalorinin, özel bir nedeni olmadık­ça, %50 kadarı karbohidrat, %35 kadarı yağ ve %15 kadarı proteinden sağlanmalıdır.

Veriliş şekli:

Enteral beslenme ürünleri 2 şekilde verilebilir;

1-Bolus şeklinde: Bir öğünde verilmesi planlanan miktar normal beslenmeye benzer şekilde 10-20 dakika içinde verilir. Basit, genellikle alet gerektir­meyen, evde beslenmeye daha uygun bir yöntemdir. Daha fizyolojiktir ve sindirim sisteminin gelişmesini, trofik faktörlerin sa­lınmasını ve normal bağırsak hareketlerini daha iyi uyarır.

2- Devamlı infüzyon şeklin­de (uzun sürede damla damla vermek): İn­ce bağırsağa besin verildiği durumlarda bolus beslenme iyi tolere edilemez ve devam­lı infüzyon tercih edilir. Bağırsakların sindi­rim ve emilim işlevlerinin azaldığı kronik ishal, malabsorpsiyon (emilim bozukluğu) ve kısa bağırsak sendromu olan hastalarda da devamlı infüzyon daha iyi tolere edilir.

Enteral beslenmenin komplikasyonları (istenmeyen olumsuz etkileri):

Sindirim sistemiyle ilgili olarak ishal, bulantı, kus­ma, karında kramp ve şişkinlik olabilir. Bu sorunlar görüldüğünde mutlaka tüpün yeri ve devamlılığı, mamanın veriliş hızı ve oz-molalitesi (yoğunluğu) kontrol edilmelidir. Devamlı in­füzyon ve pompa ile vermek, ozmolalitesi düşük bir mamayı daha az hacimde vermek alınabilecek önlemler arasındadır. Mama veya beslenme için kullanılan araç ve ge­reçlerin temizliği ve hazırlama aşamaları gözden geçirilmeli, hazırlanan mamalar oda ısısında 4-8 saatten fazla bekletilmeme­lidir.

Solunum sistemi ile ilgili olarak mide içeri­ğinin akciğerlere kaçması ve buna bağlı zatürre (pnömoni), tüpün yanlış yerleştirilmesi veya tü­pün hava yoluna kaçması ölümcül sonuçlar doğurabilir. Yüksek riskli hastalarda ince bağırsağa yerleştirilmiş tüplerin kullanılma­sı tercih edilmelidir.

Tüplerin yarattığı mekanik travma veya de­ri/mukozanın mide ve bağırsak salgılarıyla teması sonucu enfeksiyonlara yatkınlık var­dır. Besinlerin hazırlanması veya verilmesi sırasında olabilecek bulaşma da önemlidir. Mekanik komplikasyon olarak beslenme tüpünün yeri değişebilir, tamamen çıkabi­lir veya tıkanabilir. Tüpün tıkanmasını ön­lemek için tüp düzenli aralıklarla (devamlı infüzyon için 8 saatte bir, bolus beslenme­de her beslenme sonrası) suyla yıkanmalı­dır.

Bunların dışında, damar yoluyla beslenme­ye göre daha nadir olsa da, metabolik komplikasyonlar gelişebilir. Sıvı ve elektro­lit dengesizlikleri, kan şekeri yükselmesi veya düşmesi başlıca oanlarıdır.

Enteral beslenmeden ağızdan beslenme­ye geçiş:

Çocuklar için ağızdan beslenme öğrenilen bir işlevdir. Çiğneme, yutma gibi işlevler ancak zamanında uygulama olanağı sağlanmasıyla elde edilebilir. Bu nedenle, enteral beslenen çocuklar kesin kontrendikasyon (yapılmaması gereken durum) olmadıkça çok az da olsa mutlaka ağızdan almaya teşvik edilmelidir. Enteral beslenmeden oral beslenmeye geçişte ağız yolu ile alınan miktarlar yeterli enerji sağla­yacak düzeye ulaştığında enteral beslenme­ye son verilir. Hastalığı nedeniyle ağızdan beslenmesi mümkün olmayan hastalara en­teral beslenmeye devam edilir ve bu hasta­lar/yakınları evde bu işlemi yürütecek şe­kilde eğitilirler.

Evde enteral beslenme:

Son yıllarda kulla­nılan malzeme ve yöntemlerdeki gelişme­lerle beraber evde enteral beslenme uygu­lanan hasta sayısında büyük bir artış olmuş­tur. Evde enteral beslenme ucuzluğu yanın­da hastanede kalmaya göre yaşam süresi ve kalitesine de olumlu etki eder. Uzun süreli enteral beslenme alacağı düşünülen her hastada evde enteral beslenme planlanır ve aile/hasta eğitilir.