Gebelikte Tromboemboli Riski

Gebelikte Tromboembolik Bozukluklar, Tanı ve Tedavi :

 

Maternal (anne) ölümlerin yaklaşık %20 kadarlık bir nedenini teşkil etmektedir. Tüm gebeliklerde görülme sıklığı ise 0.571.27/1000 gebelik arasındadır ve ortalama 1000 gebelikden 1’inde görüldüğü söylenebilir. Daha sık antepartum (doğum öncesi) dönemde izlense de, postpartum (doğum sonrası) dönemde eşit risk gösteren çalışmalar da mevcuttur. Tüm derin venöz tromboz (toplar damarlarda pıhtılaşma) vakalarının %15 kadarına pulmoner emboli (akciğerlerde pıhtı oluşumu) de eşlik edebilir. Pulmoner emboli vakaları derin venöz tromboza (DVT) ikincil olabileceği gibi yeni oluşmuş vakalar da ( DVT ) söz konusu olabilir.

 

Risk Faktörleri:

Gebeliğin varlığı, artan prokoagulan (pıhtı oluşturucu) aktivite, azalan antikoagulan (pıhtı engelleyici) aktivite ile ayak ve bacaklarda meydana gelen dolaşım yetersizliği sebebiyle tromboembolik hastalıklar açısından tek başına bir risk faktörüdür. Ayrıca sigara içimi, daha önceden bilinen bacaklarda venöz yetmezlik (toplardamar yetmezliği) hikayesi, daha önce geçirilen DVT veya pulmoner emboli varlığı da önemli kolaylaştırıcı sebeplerdir.

Antitrombin III, protein S, ve protein C aktivitesinin veya serum seviyesinin düşüklüğü ile artmış protein C direnci ile FV Leiden hastalığı (Faktör V Leiden Mutasyonu) tromboemboliye eğilim oluşturan doğuştan nedenlerdir.

 

Belirti ve Bulgular:

Yüzeyel ven trombozu genellikle alt ekstremite yüzeyel toplardamarlarda olan, ciltte kızarıklık ve ısı artışı ile kendini belli eden ve genelde kendi kendini sınırlayan klinik bir durumdur. Çoğunlukla ağrı kesiciler, elastik bandaj ve istirahat ile kendini sınırlar ve derin venöz damarlar etkilenmedikçe antikoagülan tedaviye gerek duyulmaz.

Derin venöz tromboz vakalarında ise bulgu ve belirtiler tutulan yerin genişliğine ve iltihabi cevabın şiddetine bağlıdır. Tutulan tarafta çap artışı, ödem, refleks arterial spazma (atardamar daralması) bağlı solukluk, hassasiyet ve Achilles tendonuna (ayak bileği arkasındaki kalın kiriş) dokunmakla ağrı görülebilir. Pulmoner embolinin olduğu vaklarda ek olarak solunum sıkıntısı, sık soluk alıp verme, çarpıntı ve göğüs ağrısı görülebilir.

 

Tanı:

Venografi veya filebografi ile impedans pletismografisi tanı için standart yöntemlerdir. Ancak günümüzde non invaziv bir yöntem olan bacaklara yönelik venöz doppler ultrasonografisi kullanım kolaylığı ve yüksek duyarlılığı nedeniyle daha sık kullanım alanı bulmaktadır. Klinik işaretler ve doppler bulguları arasında uyumsuzluk olduğunda ise manyetik rezonans görüntüleme uygulanabilir.

Pulmoner emboli tanısı için ise birincil yöntem ventilasyon perfüzyon sintigrafisidir. Bu işlem sırasında fetüsün aldığı radyasyon dozu ihmal edilebilirdir. Sintigrafınin negatif çıktığı durumlarda emboli tamamen ekarte edilemez. Tanıda karar verilemeyen durumlarda D dimer seviyelerinin düşük olması önemlidir. D dimer seviyelerinin yüksek olduğu durumlarda ise spiral CT özellikle büyük embolilerde faydalı olabilir.

 

Tedavi:

Derin venöz trombozunun tedavisi ağrı kesici, antikoagülan (pıhtılaşmayı önleyici) ve yatak istirahatinden ibarettir. Bu durumda ilk olarak verilen antikoagülan genellikle heparindir. İnfüzyon (damardan/yavaş) tarzında heparin tedavisi veriliyor ise eşzamanlı olarak kumadin tedavisine başlanıp 5. günden itibaren sadece kumadinle tedavi edilebilir. Ancak, kumadin mevcut doğuştan anomali riski açısından doğum öncesi hastalarda tercih edilen bir ilaç değildir. Düşük molekül ağrılıklı heparinler, kumadin ve heparine akıllıca bir alternatif olabilir. Birçok alt tipi olan bu ilaçlar daha az kanama yan etkileriyle tercih edilebilirler.

 

Korunma:

Daha önce DVT veya pulmoner emboli geçirme hikayesi olan kadınlarda heparin ve düşük molekül ağrılıklı heparinler proflaksi amacıyla kullanılmaktadır.

 

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz