Hipofiz Tümörü

Hipofiz Tümörü

Hipofiz Bezi Adenomları:

Hipofiz adenomları; hipofiz bezinin iyi huylu tümörleridir. Kötü huyluları çok nadirdir. Kafa içindeki tü­mörlerin %10-15′ini hipofiz adenomları oluşturur. Pek çok hipofiz adenomu klinik olarak tanımlanamayabilir, otopsi çalışma­ları kişilerin %2.7-27′sinde hipofiz adeno­mu olduğunu göstermiştir.

Cinsiyet: Erkek ve kadınlar eşit oranda etki­lenir.

Yaş: En sık otuzlu ve kırklı yaşlarda görü­lür.

Belirti ve bulgular:

Hipofiz tümörleri 1 cm den küçük olduklarında mikroadenom, 1 cm’den büyük olduklarında ise makroadenom olarak isimlendirilir. Hormon sal­gılayan hipofiz adenomları, genellikle salgı­ladıkları hormonun aşın miktarlannın oluş­turduğu klinik tablo ile karşımıza çıkarlar. Hormon salgılamayanlar ise öncelikle, adenomun çevre dokularda oluşturduğu bası bulguları ile tanı alırlar. Büyük hipofiz adenomlarının oluşturduğu bası bulgularının en sık görülenleri başağnsı, görme siniri­nin etkilenmesi ile oluşan görme kaybı-görme bozuklukları, çift görme ve hipofiz hormonlarının azalmasıdır. Bazı hipofiz adenomları (invaziv) çevre dokulara (kavernöz sinüs, kafa sinirleri, sphenoid ke­mik ve sinüs veya beyin) doğru yayılım gösterebilir.

Hormon salgılayan hipofiz adenomlarından en sık görüleni aşırı süt hormonu (prolaktin) salgılanmasına neden olan prolaktinomalardır. Prolaktinoma erişkin toplu­mun yaklaşık %5-10′unda görülmektedir. Prolaktinomalı kadın hastalarda genellikle adet düzensizlikleri, galaktore (göğüsten süt gelmesi) ve infertilite (gebe kalamama durumu) gelişir. Prolaktinomalı erkeklerde ise cinsel fonksiyonlarda azalma ve inferti­lite (çocuğunun olmaması) sıklıkla görülür. Prolaktinomalar erkeklerde genellikle mak-roadenom şeklinde karşımıza çıkar. Serum prolaktin düzeyleri 150-200 ng/ml üzerin­de olduğu zaman prolaktinoma tanıda ön­celikle düşünülmelidir. Prolaktin düzeyleri prolaktinoma dışında gebelik ve süt emzir­me döneminde, stres durumlarında, hipoti-roidi’de, böbrek ve karaciğer yetmezliğin­de de yükselebilir. Bazı depresyon ilaçlarınında prolaktin düzeylerinde yükselmeye neden okluğu bilinmektedir. Büyüme hormon salgılayan hipofiz ade­nomları; erişkin yaştaki kişilerde akromegali hastalığına, çocuklarda ise devlik hastalığına (gigantizm) neden olurlar. Büyüme hormo­nu salgılayan hipofiz adenomu hastalarda el, ayak, yüz ve vücuttaki tüm organların büyümesine neden olur. Hipertansiyona ve şeker hastalığına yol açar. ACTH salgılayan hipofiz adenomlan daha seyrek görülür ve Cushing hastalığına ne­den olur. Bu adenomların büyük çoğunlu­ğu mikroadenom şeklindedir. Cushing has­talarında yüzde, boyunda ve ensede yağ de­polanması yanısıra, karın bölgesinde aşırı yağlanma meydana gelir. Ciltte mor renkli çatlaklar ve kolay morarma gelişir. Hasta­larda halsizlik ve yorgunluk, kaslarda güç­süzlük, şeker hastalığı (diabetes mellitus), hipertansiyon ve depresyon görülür. TSH salgılayan hipofiz adenomlan çok na­dir görülür (%l-2) ve hipertiroidi tablosuna yol açar. Serumda TSH ile birlikte T4 dü­zeylerinde yükselme gözlenir. Bazı hipofiz adenomları da birden çok hor­mon salgılayarak daha kanşık klinik tablo­lara neden olabilir.

Tanı:

Hipofiz adenomu tanısı klinik tablo gözönüne alınarak hipofiz hormonlarının (ACTH, PRL, GH, TSH, LH ve FSH) serum­daki değerleri doğrultusunda konulur. Ay­nı zamanda doğru tanı için kortizol, IGF-1, östrojen, testosteron, T3 ve T4 ölçümlerininde yapılması gerekir. Hipofiz bezinin radyolojik olarak görüntülemesinin manye­tik rezonans (MR) ile yapılması tanıda çok yardımcıdır. Fakat 3 mm’den küçük olan mikroadenomları manyetik rezonans ile tespit etmek çok zordur.

Tedavi:

Hipofiz adenomunun boyutu ve fonksiyonu gözönüne alınarak planlanır. Mikroprolaktinomalı hastalarda cerrahi te­daviden çok, tıbbi tedavi uygulanmaktadır. Bu amaçla hastalara dopamin agonisti ola­rak isimlendirilen ilaçlar (bromokriptin ve­ya kabergolin) verilir. Dopamin agonisti te­davisi sonrasında genellikle prolaktinomada küçülme oluşur ve hastanın şikayetlerin­de düzelme gözlenir. Makroprolaktinomalı hastalara özellikle bası belirtileri var ise cerrahi tedavi uygulanır. Hastaların aynı za­manda dopamin agonisti türündeki ilaçları da kullanmaları gerekir. Akromegalik has­taların tedavisinde cerrahi tedavi ile birlik­te oktreotid veya lanretotid enjeksiyonları kullanılmaktadır.

Cushing hastalarının tedavisinde; ilk planda cerrahi uygulanır. Cerrahi tedavi sonrasın­da hastalık tam olarak kontrol altına alına­maz ise böbrek üstü bezlerinden kortizol yapımını engelleyen ilaçlar veya ışın tedavi­si (radyoterapi) kullanılabilir. TSH salgılayan hipofiz adenomu olan hasta­larda tedavi için hipofiz cerrahisi uygulan­maktadır. Büyük adenomu olan hastalarda cerrahi tedaviye ek olarak ışın tedavisi (rad­yoterapi) gerekebilir.