Osteoporoz (Kemik Erimesi)

Osteoporoz (Kemik Erimesi) Nedir?

Osteoporoz; kemik yoğunluğu­nun azalması anlamına gelmektedir. Genel­likle ileri yaşlarda görülen bu durum kadın­larda daha fazladır.

Kemikler, kasları yapısal olarak destekle­yen, hayati organları koruyan ve normalde hücrelerin çalışması için temel gereksinim­lerden biri olan kalsiyumu depolayan yapı­lardır. Zaman içinde kemiklerin kalsiyum kaybederek, delikli, zayıf ve kolay kırılabilir hale gelmesine osteoporoz denir. Osteoporozda kemiğin iç yapısı ve kalitesi bo­zulur, kırılganlığı artar. Osteoporozlu kişi­lerde ya hayatın erken dönemlerinde ke­mik dokusu daha az gelişmiştir, ya da bu ki­şilerde ileri yaşlarda görülen kemik kaybı sağlıklı kişilere oranla daha hızlıdır.

Dünya­nın her yerinde 65 yaşın üstündeki pek çok kadın ve erkekte kalça, omurga, el bi­leği ve diğer kemiklere ait kırıklara rastlan­maktadır. Tedavi edilmeyen osteoporoz kemik ağrısına ve şekil bozukluklarına yol açabilir. Ayrıca kişi giderek çevresindekile­re daha bağımlı bir hale gelir ve üretken bir yaşamdan uzaklaşır. Yaşam kalitesi bozulur ve depresyon benzeri psikolojik sorunlar yaşayabilir. Osteoporozun bir diğer özelliği kırık olmadığı sürece ağrı yapmadığı için sinsice, sessizce ilerleyen bir hastalık olma­sıdır. Ancak kesin sonuç veren, güvenilir yöntemlerden birisi olan kemik yoğunluk ölçümleri, kan ve idrar incelemeleri ile er­ken tanı mümkündür.

Risk faktörleri:

• Kadın olmak (kadınlar daha az kemik do­kusuna sahiptir),

• 50 yaşın üstünde olmak (yaş arttıkça yo­ğunluğunu kaybeden kemikler zayıflar), menopoza girmiş olmak (menopoza gir­miş kadınların ortalama üçte birinde os­teoporoz gelişmektedir ki, bunun so­rumlusu kadınlık hormonu olan östrojen düzeyindeki azalmadır)

• Erken menopoza girmek veya yumurta­lıkların ameliyat ile alınmasını takiben menopoza girmek (cerrahi meno­poz)

• Erkeklerde erkek cinsiyet hormonu olan testosterondaki azalma [bu yolla kemik kütlesi ve erkeklerde erkeklik bezlerinin (gonad) işlevinin herhangi bir nedenle azalması osteoporoza bağlı kırıklara yol açabilmektedir]

• Düşük kalsiyum içeren yiyeceklerle bes­lenme ve vitamin D eksikliği

• Fiziksel aktivitenin, hareketliliğin ve eg­zersizin az olması (egzersizin kemik küt­lesini arttırdığı, kemiği kuvvetlendirdiği kanıtlanmıştır)

• Ailede osteoporozlu kimselerin bulun­ması [kırıklara yatkınlığın bir kısmı kalıt­saldır; annelerinde bel kemiği (omurga) kırığı öyküsü olan genç kadınlarda da ke­mik kütlesinde azalmaya rastlanmakta­dır]

• Kısa boylu, ince yapılı kişiler iri yapılı, vücut ağırlığı fazla olan kişilere göre da­ha fazla osteoporoz riski taşımaktadırlar

• Beyaz tenli, açık renk gözlü olmak, siga­ra içmek, alkollü, kolalı ve kafeinli içe­cekleri çok fazla tüketmek, bazı ilaçları uzun süreden beri veya yüksek dozlarda kullanıyor olmak (örneğin; kortikosteroidler, lityum, alüminyum, antikonvülzanlar, antiasitler, antikoagülanlar, siklosporin, tiroid ilaçları ve bazı kanser ilaçları gibi)

• Kronik bazı hastalıkların olması [örne­ğin; şeker hastalığı (Diyabet), tiroid bezinin (vücut­ta metabolizmayı düzenleyen bir iç salgı bezi) veya paratiroid bezinin (tiroid bezi­nin gerisine yerleşmiş dört adet küçük bez)] fazla çalışması, mide – bağırsak siste­mi ile ilgili ameliyat geçirmiş olmak, uzun süren hareketsizlik, felçler, bazı romatizmal hastalıklar ve diğer bazı hormonal hastalıklar)

Belirti ve bulgular:

Bel ve sırt ağrısı, boy­da kısalma (omurgada kırık), sırt­ta kamburlaşma, omuzlarda yuvarlaklaşma, el bileğinde kırık, kaburga kırıkları, kalça kemiğinde kırık.

Tanı:

Tanıda öncelikle ayrıntılı bir öykü alınması ve kapsamlı bir muayene yapılma­sı ve özellikle kas iskelet sisteminin değer­lendirilmesi gerekir. Osteoporoz hastalığı­nın nedeninin araştırılmasında, tanısında ve hastanın takibinde sadece muayene ye­terli değildir; film, kemik yoğunluğu öl­çümleri, kan ve idrar incelemele­ri de gerekmektedir.

Tedavi:

Osteoporoz olan (osteoporotik) kemik hem kütlesini kaybetmiş hem de iç yapısı bozulmuş bir kemiktir. Kaybolan ke­miği tekrar yerine koymak oldukça zor, pa­halı ve uzun zaman alan bir olaydır; dolayısı ile risk faktörlerini belirlemek ve osteoporozu önlemek gelişmiş bir osteoporozu tedavi etmekten daha kolaydır. Erken tanı konması ve osteoporoza neden olabilecek bazı hastalıkların olup olmadığının saptan­ması son derece önemlidir.

Osteoporoz te­davisinde hekim bazı uygulamalar yapabilir (örneğin: Kalsiyum, D vitamini, Bifosfonatlar, Kalsitonin, Raloksifen, Stronsiyum Ranelat, Paratiroid Hormon ve östrojen yeri­ne koyma tedavisi).

İlaçların tümü hekim önerisi ile ve yine hekim kontrolü altında kullanılarak etkili olabilir. Düzenli hekim kontrolleri ilacın istenmeyen etkilerini ve­ya yan etkilerini saptama yanında kullanı­lan ilacın hastaya yararlı olup olmadığını belirlemede de anlamlıdır.

Osteoporozda Beslenme: 35 yaşından sonra kuvvetli ke­miklere sahip olmak isteyen herkesin gün­de 1000 miligram elementer kalsiyum al­ması gerekir. Osteoporoz riski taşıyanlarda ise kalsiyum alımı 1500 miligrama kadar çıkarılmalıdır.

Kalsiyumdan zengin gıdalar; süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler ve salatalardır.

D vitamini: Ciltten D vitamininin doğal yoldan sentezlenebilmesi için güneş ışınla­rına gereksinim vardır. Güneş ışınlarının eğik geldiği sabah ve akşamüstü saatlerin­de kol ve bacaklar doğrudan güneş ışığı ala­cak şekilde güneşlenilmesi önerilmektedir. Özellikle osteoporozlu kişilerde ve ileri yaş grubundaki kadın ve erkeklerde D vitamini eksikliği kış aylarında belirginleştiği için ağızdan D vitamini alınmalıdır.

Osteoporozda Egzersiz: Kemik sağlığının korun­ması ve osteporozun önlenmesi için dü­zenli fiziksel aktivite çok önemlidir. Ke­miklerin vücut ağırlığını taşıdığı tipte eg­zersizler yük verme egzersizi olarak adlan­dırılır; bunlar yürüyüş, tenis, dans etmek, merdiven çıkmak ve düşük seviyeli aerobik egzersizlerdir.

Osteoporoz tedavisinde önerilenler; germe ve denge egzersizleri, aerobik egzersizler, yüksek etkili egzersiz­ler ve ilerleyici dirence karşı yapılan egzer­sizlerdir. Öne eğilerek yapılan hareketler osteoporozu olan kişilerde omurga kemik­lerinde kırılmaya neden olabileceğinden bu hareketlerden kaçınılmalıdır.

Osteoporozdan Korunma:

  • Ço­cukluk çağından itibaren beslenmeyi kalsi­yum ve D vitamininden zengin olacak şe­kilde düzenlemek,
  • hareketsiz kalmamak,
  • sigara ve alkol tüketimini sonlandırmak,
  • os­teoporotik kişilerde yaşam tarzında deği­şiklikler yaparak düşmeyi azaltacak önlem­ler almak,
  • hekim tarafından önerilen egzer­siz programlarını uygulamaya çalışmak,
  • ilaçları düzenli kullanmak ve yine düzenli doktor kontrolüne gitmek,
  • osteoporozun önlenebilen ve tedavi edilebilen bir hasta­lık olduğunu bilmek gerekmektedir.