Panik Bozukluğu (Panik Atak)

Panik bozukluğunda yineleyici şekilde panik atakları görülür. Panik atak ani olarak ortaya çıkan bir bunaltı nöbetidir.

Cinsiyet: Panik bozukluğu kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazla görülmektedir.

Yaş: Daha çok ergenlik döneminin sonlarında, erişkinliğin başında olmak üzere her yaşta görülebilir.

Hastalık oluş mekanizması:

Rahatsızlığın nedeninin beyinde heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı devrelerin işlevlerinde bir bozukluktan köken aldığı öne sürülmektedir. Stresli yaşam olayları panik ataklarının ortaya çıkışını tetikleyebilmektedir. Ayrıca rahatsızlığa ailesel ve genetik bir yatkınlık olabilmektedir. Günlük yaşamda doğal olarak ortaya çıkan çarpıntı, terleme gibi bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda da “kalp krizi geçiriyorum, öleceğim”, “felç olacağım” şeklinde yanlış yorumlanması hastalığın oluşumunda önemli rol oynar.

Belirti ve bulgular:

Bir panik atağı sırasında çeşitli bedensel ve ruhsal belirtiler görülür. Atak aniden başlar ve 10 dakika içinde doruk noktasına ulaşır. Çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, boğuluyor gibi hissetme, göğüs ağrısı, bulantı, karın ağrısı, baş dönmesi, sersemlik hissi, uyuşma ve karıncalanma hisleri, üşüme, ürperme ve ateş basması gibi bedensel belirtilerin yanı sıra yoğun bunaltı, gerçek dişilik duygulan, kontrolü kaybetme korkusu, çıldırma korkusu, ölüm korkusu eşlik eder. Kişi kalp krizi geçireceğinden, felç geçireceğinden, delireceğinden endişe duyabilir ve bu nedenle çeşitli doktorlara, acil servislere başvurabilir. Muayene ve tetkikleri bedensel bir hastalığı olmadığını gösterir. Ancak hasta yoğun korku ve endişesi nedeniyle bedensel bir hastalığı olmadığına ikna olmakta güçlük çeker. Bu ataklar 10-15 dakikadan birkaç saate kadar sürebilir. Panik atakları genellikle herhangi bir başlatıcı, tetikleyici etken olmaksızın beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar.

Atakların sıklığı ve şiddeti kişiden kişiye değişebilir. Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe hasta, ataklar arasındaki dönemde gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Buna beklenti bunaltısı denir. Hasta panik atağı sırasında öleceğinden, kontrolünü kaybedeceğinden, çılgınca bir şey yapacağından, yardımsız kalacağından korktuğu için yalnız kalmak istemeyebilir. Ataklarla ilişkili olarak belirgin davranış değişiklikleri gözlenebilir. Hasta panik atağı geçirme korkusu nedeni ile yardım almanın zor olduğu durumlardan kaçınabilir. Kalabalık yerlere gitmekten, sinema, tiyatro, tünel gibi kapalı mekanlarda bulunmaktan, metro, otobüs, uçak gibi araçlara binmekten kaçınabilir veya birinin eşlik etmesine gereksinim duyabilir. Bu belirtiler agorafobi olarak adlandırılır. Agorafobi belirtileri gelişmesi durumunda hastaların yaşam kalitesi etkilenir, sosyal aktiviteler ve hobiler için harcanan zaman azalır, kişi kendisini hasta ve diğer kişilere bağımlı hissetmeye başlar, yalnız başına evde duramaz veya sokağa çıkamaz, çalışamaz veya işine gidemez duruma gelebilir.

Tedavi:

Panik bozukluğu tedavisi ilaçlar ve bilişsel ve davranışçı tedavi gibi psikolojik yaklaşımlar ile yapılmaktadır. İlaç tedavisinde antidepresanlar ve/veya benzodiazepinler kullanılmaktadır. Antidepresanlarla yapılan tedavi etkin dozda en az bir yıl sürdürülmelidir. Benzodiazepinler ise bağımlılık yapıcı etkileri nedeniyle kısa sürelerle kullanılabilirler. Bilişsel davranışçı tedavide ise; hastanın, aslında tehlikeli olmayan panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtilerle korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi hedeflenir. Aynca hastanın panik atak gelecek endişesi ile sokağa çıkma, otobüse binme, kalabalık yerlere gitme gibi tek başına yapmaktan çekindiği eylemlere bir plan dahilinde yeniden “alıştırılması” amaçlanır.

Seyir:

Panik bozukluğu tedaviye iyi cevap veren bir hastalıktır. Ancak tedavi kesildikten sonra yinelemeler görülebilir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz