Psöriatik Artrit

Psoriasis (sedef hastalığı) hastalığının seyri sırasında gelişen iltihabi eklem hastalığıdır. Sedef hastalarının %10-20 kadarında ortaya çıkmaktadır. Genellikle sedef hastalığı ortaya çıktıktan sonra görülse de % 15 kadar hastada önce eklem tutulumu daha sonra cilt bulguları ortaya çıkmaktadır.

Yaş ve cinsiyet: Kadın ve erkeklerde eşit sıklıkta görülmektedir. Hastalık başlangıcı genellikle 30-50 yaşlar arasındadır.

Risk faktörleri:

Psoriasis ve psöriatik artritte (PSA-sedef artriti) ailesel özellik mevcuttur. Değişken genetik faktörlerin hastalığa eğilim sağlamada önemli olduğu gösterilmiştir.

Hastalık oluş mekanizması:

Nedeni tam bilinmemektedir ancak kalıtsal, çevresel ve bağışıklık sistemi ile ilgili faktörlerin etkileşimi ile ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Belirti ve bulgular:

Hastaların neredeyse %75’inde, deri belirtileri PSA’dan yıllar önce ortaya çıkar. Sedef hastalığının kendine özgü zemini kızarık üzeri pullanan cilt döküntüsü; diz, dirsek, saçlı deri ve diğer vücut bölgelerinde görülebilir. Hastalık seyrinde eklem tutulumu farklı şekillerde oluşabilir. Romatoid artrite benzer tarzda simetrik ve çok sayıda eklemi tutulabilir, kol ve bacaklarda az sayıda büyük eklem tutulumu olabilir, parmakların uç eklemleri tutulabilir, eklem çevresindeki kemiklerde ciddi hasara yol açan tutulum şekli olabilir veya omurga ve sakroiliak eklem tutulumu gelişebilir. Aynı hastada bu tiplerden birkaçı aynı anda görülebilir veya bir tipinden diğer tipine geçiş olabilir. Her ne şekilde tutulursa tutulsun etkilenen çevresel eklemlerde şişlik, kızarıklık, ısı artışı, ağrı ve hareket kısıtlılığı oluşur. Parmaklarda bazen yaygın tutulum olup sosis parmak olarak adlandırılan parmağın bütününde şişlik, kızarıklık, ağrı ve ısı artışı gelişebilir. Omurga ve sakroiliak eklemler tutulduğunda bel bölgesinde istirahatle artan, egzersizle açılan yangısal ağrı ve tutukluk oluşur. Topuk bölgesindeki bağlarının tutulumu, hassasiyet ve yürüme güçlüğüne yol açabilir. PSA’da tırnak değişiklikleri sık görülür. Tırnaklarda milimetrik çukurlaşmalar ve şekil bozuklukları gelişebilir. Gözde ağrı, ışığa hassasiyet ve bulanık görme gibi yakınmalar tabloya katılabilir.

Tanı:

Tanı için özel bir test yoktur. Dikkatli bir hikaye ve fizik muayene tanı için en değerli yaklaşımlardır. Ağrıyan eklemlerin röntgen filmleri tanıya yardımcıdır.

Tedavi:

Hem cilt hem de eklem hastalığını kontrol altına alan ajanlar vardır. Bu ilaçlar yan etkileri açısından hekim kontrolünde alınmalıdır. Hastalığın klinik özellikleri; dermatoloji ve romatoloji uzmanlarının birlikte takibini gerektirir.

Seyir:

Hastalık kontrol altına alınmaz ise; hastaların önemli bir kısmında eklem hasarı ve sakatlığa yol açabilir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz