Sarkoidoz Hastalığı Tedavisi

Genetik eğilim yönü olan, müzmin karakterli ve iltihabi türde bir hastalıktır. 100 yılı aşkın bir süredir bilinmektedir. En sık akciğer olmak üzere vücudun hemen tüm organlarını tutabilir. Görüldüğü organlarda bazen kalıcı hasarlar yapabilir. Esasen bağışıklık sistemi ile ilgili bir hastalık olarak kabul edilmelidir.

Yaş: Daha çok erişkin dönemde görülmektedir. Nadir olarak çocuklarda ve yaşlılarda da görülebilir.

Cinsiyet: Kadınlarda erkeklere göre biraz daha sık görülür.

Risk Faktörleri:

İskandinav ülkeleri, Amerika, İrlanda, İngiltere ve Japonya’da dünyanın diğer bölgelerine göre nispeten daha yaygın olarak görüldüğü kabul edilmektedir.

Ülkemizde de giderek artan sıklıkta sarkoidoz teşhisleri bildirilmektedir. ABD’de görülme sıklığı 100.000 de 10-40 kişi arasında olup zenci ve kadınlarda nispeten daha sıktır. Beyaz hastalarda cinsiyet farklılığı yoktur. Hastalık genellikle siyah ırkta daha yaygın ve hasar bırakıcı olmasına karşın beyazlarda nispeten daha hafif biçimde görülmektedir. Bazı araştırıcılar tüberküloz hastalığının azalması ile bu hastalığın artmakta oluşunu birbirine bağlamaktadır. İskandinavyalı ve İrlandalılarda göz ve cilt, Amerikalı zencilerde yüz cildi, Japonlarda ise kalp ve göz tutulumu daha sıktır.

Hastalık nedeni bilinmeyen bir biçimde sağlık çalışanlarında daha sıktır. Kişiden kişiye özel bir bulaşıcılık bildirilmemiştir. Bu hastalığın kanserle ilgisi yoktur.

Hastalık Oluş Mekanizması:

Nedeni hala tam olarak bilinmeyen hastalığın, kalıtsal yatkınlığı olan kişilerde çevresel faktörlerin de etkisiyle ortaya çıktığı düşünülmektedir. Sarkoidoz da; lenfosit hücrelerinin aşırı aktivitesi ile oluştuğu kabul edilmektedir. Bazı araştırmacılar hastalığa bir virüsün neden olduğunu kabul etmektedir. Tüberküloz hastalığı ile çok sık karışmaktadır. Hücre yapısı da tüberküloza çok benzer ancak belirgin farklılıkları vardır.

Belirti ve Bulgular:

Belirtileri her hastada farklı olabilmektedir. Teşhis konduğunda hastaların yaklaşık üçte ikisinde herhangi bir belirti saptanmaz. Genellikle başka bir amaçla akciğer filmi çekildiğinde tesadüfen tanı konulmaktadır. Hastaların %90’ında akciğer tutulumu bulunmaktadır.

En sık belirtiler kuru öksürük, göğüs ağrıları ve halsizlik, yorgunluk türünde silik şikayetlerdir. Akciğerin tutulduğu ileri dönemlerde nefes darlığı ön plana çıkar. Bazen balgam, kan tükürme, ateş, halsizlik, iştahsızlık ve kilo kaybı görülebilir.

Deri tutulumu olanlarda bacakların ön yüzlerinde ağrılı, kırmızı şişlikler (eritema nocturnum) ve yüzde morumsu lekeler bulunabilir.

Görme bulanıklığı, gözlerde yaşarma ya da kuruma, batma hissi, kızarıklık olabilir.

Daha az sıklıkta kalp tutulumuna bağlı ritm bozuklukları, karaciğer, dalak ve lenf bezi büyümesi, böbrek yetersizliği ve/veya böbrek taşlan, beyin tutulumu ve yüz sinirlerinde felçler, duyma kaybı, baş dönmesi, burun akıntısı, koku alamama, burun kanaması.

İskelet sisteminin tutulmasıyla eklem ağrıları, el ve ayaklarda ağrılı kistler de görülebilir.

Tanı:

Doku biopsisi, uygun radyolojik görünüm ve hasta kliniği ile tanı konmaktadır. Bazı hastalarda tanı koymak zor olabilir.

Tedavi:

Sarkoidoz tedavisi tutulan organ ve dokuya göre ve hastalık şiddetine göre her hasta için değişkendir. Bazı hasta grupları ilaçsız izlenebilmektedir. Bugün için en etkili tedavilerden biri kortizondur.

Bu tedaviye alternatif veya birlikte olarak bir sıtma ilacı olan klorokin, hidroksiklorokin, veya bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan metotreksat, azatioprin ve talidomid gibi ilaçlar kullanılmaktadır.

Ciddi akciğer ve kalp yetmezliğine yol açan ender durumlarda, kalp ve akciğer nakli gündeme gelebilir. Bağışıklık sistemini etkileyen bazı yeni ilaçlar ile bu hastalığın tedavisinde de olumlu sonuçlar bildirilmektedir.

Seyir:

Hastalık bazen zamanla kendiliğinden hiç bir iz bırakmadan kaybolabilir. Bazen de tedavisi zor organ hasarları bırakır, bazen ömür boyu sürebilir. Yani sarkoidoz her hastada farklı bir seyir izleyebilir.

Hastalık kendiliğinden düzeldiyse yeniden alevlenmesi nadirdir. Ama tedavi ile düzelenlerde hastalığın yinelemesi daha sıktır.

Akciğer tutulumuna ek olarak en az üç ayrı organda daha tutulum varsa, tedavi daha zorlaşmaktadır. Eğer ani başlangıçlı eklem tutulumu, eritema nodosumla birlikte akciğer ve göğüs içi lenf bezlerinde tutulum şeklinde ise genellikle tablo 1-1.5 yıl içinde düzelir. Ancak sinsi ve yavaş bir başlangıç, daha müzmin bir gidişi işaret eder.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz