Sedef Hastalığı

Sedef Hastalığı (psoriasis)

Toplumda %1-3 sıklıkta rastlanan tekrarlayıcı, süreğen (kronik) bir deri hastalığıdır. Deride yangıya bağlı kırmızı ve kalınlaşmış alanlar üzerinde sedefi beyaz kepek kaplı plaklarla karakterlidir.

Sıklıkla saçlı deri, diz ve dirsekler ve bel bölgesinde görülür. Bazı olgular çok hafif olarak yıllarca devam edebilir. Buna karşılık bazılarında ise vücudun büyük bir bölümünü kaplayan, daha az görülen ve sistemik bulgulara neden olan şiddetli şekiller de (eritroderma ve iltihaplı püstüler) görülebilir. Olguların %35’inde aile öyküsü mevcuttur. Psoriasis bulaşıcı hastalık değildir.

Yaş: Her yaşta görülür, sıklıkla 10-35 yaşlarda başlar.

Cinsiyet: Kadın ve erkekte eşit sıklıkta görülür.

Hastalık Oluş Mekanizmaları:

Psoriazisin nedeni bilinmemekle birlikte oluşumundaki temel patoloji derinin üst tabakasının çoğunluğunu oluşturan hücrelerin sayıca artması ve yangısıdır. Hastalık genetik yatkınlığı olan kişilerde çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Hastalığın ortaya çıkışını tetikleyen faktörler vardır.

Cildin zedelenmesine yol açan mekanik, fiziksel yaralanmalar yeni döküntülerin ortaya çıkmasına neden olur. Psoriazisi aktive eden nedenler arasında enfeksiyonlar, ilaçlar (lityum, beta adrenerjik blokörler), stres, güneş yanığı sayılabilir.

Belirti ve Bulgular:

Küçük kırmızı iltihaplı kabarıklıklarla başlayan ve daha sonra bunların birleşmesi ile genişleyen kepekli alanlarla kendini gösterir. Plak formu denilen bu tip hastalığın en sık görülen formdur. Bunlar genellikle iki taraflı olarak dizler, dirsekler, bel bölgesi, saçlı deri, kol ve bacaklarda yerleşir. Nadiren koltuk altları, kasıklarda da görülebilir. Guttat psoriasis denilen tip ise çok sayıda küçük, damla gibi, kırmızı, kepekli papüllerle (kabarıklık) kendini gösterir. Genellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde görülür. Bu form üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra ortaya çıkar ve üst solunum yolu enfeksiyonunun tedavisi psoriasisdeki deri lezyonlarının da düzelmesini sağlayabilir.

Psoriasisde hem el ve hem de ayak tırnaklarında toplu iğne başı büyüklüğünde çukurcuklar (pitting), kalınlaşma, tırnak ucunda sarı renk değişikliği görülür. Hastalık bazen koltuk altı, kasıklar, meme altı gibi kıvrım bölgelerinde ortaya çıkabilir. Psoriasis hastalarının %5-7’sinde eklemlerde ağrı ve şişlik (artrit) olabilir. Cilt bulgularının şiddetli olduğu olgularda artrit de şiddetli olabilir. Bazen cilt bulguları iyileştiğinde artrit de iyileşir.

Psoriasisin daha az görülen psoriatik eritroderma denilen tüm vücut yüzeyinin kızarık ve kepeklerle kaplandığı yaygın formu sistemik istenmeyen bulgulara yol açabilir. Püstüler tipi ise ya avuç içi ayak tabanında sınırlı kalan ya da gövde de daha yaygın olan kızarık zemin üzerinde iltihaplı kabarıklıklarla (püstüller) karakterizedir.

Tanı:

Deri, tırnak ve saçlı derinin muayenesi ile konur, kesin tanı ise biyopsi ile konur.

Tedavi:

Tedavide amaç hastalığı iyileştirmek, bu iyiliği uzun süre devam ettirmek ve tekrarları önlemektir. Hastanın yaşına, yaşam tarzına, hastalığın şiddetine göre en uygun tedavi yöntemi seçilmelidir. Kortikosteroid, sentetik vitamin D, katran, antralin içeren yerel ilaçlar kullanılabilir. Bu yerel ilaçlar, doğal güneş ışığı veya ultraviyole ışınları ile birlikte de uygulanabilirler. Şiddetli formlar oral (sistemik) ilaçlarla tedaviyi gerektirir. Katran özellikle kalın saçlı deri tutulumunu gibi tedavisi güç alanlarda tercih edilir.

Psoriasisin tedaviye dirençli, kalın yamalarla seyreden formunda antralin kullanılabilir, ancak deriyi ve giysileri kahverengine boyamasının yanı sıra tahrişe yol açabilir. Sentetik vitamin D türevleri (kalsipotriol), tek başına veya ultraviyole ışınlan ve kortizonlu ilaçlarla birlikte verilebilir.

Kortikosteroidler: Yerel kortizonlu krem, pomad ve losyonlar birçok olguda hastalığı kontrol altına alabilir. Bunların seçiminde steroidin etkinliği ve gücü göz önünde bulundurulur. Kasıklar, genital bölge ve yüz gibi hassas bölgelerde az güçlü olanlar tercih edilmelidir. Güçlü olanlar saçlı deri, diz ve dirsekler, avuç içi ve ayak tabanı gibi alanlarda uygulanır. Ayrıca etkinin arttırılması için oklüzyon (kapalı uygulama) şeklinde uygulanabilir. Kortikosteroidlerin uzun süre kullanıldığında deride incelme, çatlaklar, damarlarda genişleme sonucu kılcal damarların belirginleşmesi gibi lokal yan etkileri olduğu unutulmamalıdır. Çocuklarda az güçlü kortikosteroidler tercih edilmelidir.

Fototerapi: Güneş ışınlarının sedef hastalığı üzerindeki olumlu etkisi uzun yıllardan beri bilinmektedir. Hastalık yaygın ve diğer tedavilerin etkisiz ya da dirençli olduğu durumlarda PUVA (psoralen +UVA), geniş band ve dar band UVB oldukça etkilidir. Ultraviyole ışınları ile tedaviler tek başına ya da diğer yerel ilaçlarla veya sistemik tedavilerle birlikte uygulanabilir. Uzun süreli uygulamalarda deri yaşlanması, cilt kanserleri, katarakt, kahverengi lekeler gibi dezavantajları vardır.

Sistemik Tedavi:

Hastalığın yaygın, şiddetli, püstüler formlarında ya da aktif faza geçtiğinde sistemik tedavilerden biri seçilmelidir. Sistemik tedavide kullanılan ilaçlar arasında bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar, sentetik vitamin A türevleri sayılabilir. Ancak bu ilaçlar hem başlangıcında ve hem de kullanıldığı dönemde mutlaka bir takım tetkiklerin yapılmasını gerektirir. Bu nedenle mutlaka doktor kontrolünde alınması gerekir.

Sistemik tedaviler, ultraviyole ışık tedavisi, yerel ilaçlarla birlikte kullanılabilirler. Sedef hastalığı kalıcı özellikte olduğundan tedaviler genellikle uzun süre kullanılır. Bu nedenle ilaçların yan etkilerini en aza indirgemek için tedaviler birlikte, aralıklı veya ardışık olarak kullanılırlar.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz