Şeker Hastalığı (Erişkin)

-->

() (Erişkin) Nedir?

 

Şeker hastalığı ( mellitus – ) dola­şımdaki şeker () miktarının yüksel­mesi ile ortaya çıkan bir durumdur. Diya­bet bazen diğer hastalıklar sonucu veya ba­zı ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu tip diyabet esas hastalığın tedavi edilmesiy­le düzelir. Örneğin hipertiroidi – guatr, (tiroid bezi­nin fazla çalışması) hastalarda, ya da akromegali denilen vücutta büyüme hormonu­nun artması ile giden hastalıklarda diyabet çıkabilir.

, halk arasında çocukluk diyabeti olarak bilinen insüline bağımlı di­yabet veya tıp dilinde ve yaşlı diyabeti denilen tip 2 veya insüline bağım­lı olmayan diyabet olarak kendi içinde 2 grupta incelenir.

Yaş:

Tip 1 diyabet; genellikle 20 yaş altında ortaya çıkarken, tip 2 diyabetin görülme yaşı 40 yaş ve üstüdür.

Cinsiyet: Tip 1 diyabet erkek ve kadın ara­sında farklı bir tutulum göstermezken, kadınlarda daha sıktır.

Risk faktörleri: Birinci derecede akrabalar­da diyabet öyküsü, aşın şişmanlık, hareket­siz bir yaşam şekli, iri çocuk doğurma (4 kg üstü ağırlıkta) öyküsü, önceden yapılan oral tolerans testinde (ağızdan belli miktarda şeker verilerek yapılan test) 2. sa­at kan şekerinin 140-200 mg/dl sınırlarında olması, polikistik over hastalığı (yumurta­lıklarda çok sayıda kistler) tip 2 diyabet için önemli risk faktörleridir.

Tip 1 diyabet­te ise en önemli risk faktörü genetik yatkın­lıktır. Bunun yanı sıra yeni doğan devresin­de erken aylarda inek sütü ile beslenme, stres, viral enfeksiyonlar risk faktörleri ola­rak alınabilir.

Belirti ve bulgular:

Tip 1 diyabet hızlı bir başlangıç gösterir. Hastalarda son birkaç ay veya haftada başlayan aşırı su içme, sık id­rara çıkma, gece idrara çıkma şikayetleri vardır. Bu hastalar tanıdan önce hızlı kilo kaybederler. Eskiden tip 1 diyabetik hasta­lar çoğu kez komaya girdikten sonra fark edilirdi. Son yıllarda kan şekerinin daha sık ve erken bakılması, doktora ulaşma kolaylı­ğı hastalığın erken safhada fark edilmesine olanak vermektedir. Erken teşhis bu hasta­larda gidişin daha iyi olmasını sağlamıştır.

Buna karşılık tip 2 diyabetin başlangıcı sin­sidir. Hastalığın ne zaman başladığını bil­mek mümkün değildir. Çoğu kez tesadüfen fark edilirler. Hastanın şikayetlerinin ortaya çıkabilmesi için kan şekerlerinin 170-180 mg/dl üstünde olması gerekir. Bu hastalar genellikle şişmandır. Hikayelerinde son ay veya yıllarda hızlı kilo alma vardır. Hastalar­da bunun yanı sıra ellerde ayaklarda uyuş­ma, geçici görme bozuklukları, bulanık görme olabilir. Tip 2 diyabetik hastaların şişmanlıktan dışında çok önemli bir bulgu­ları olmayabilir. Bu hastaların yaklaşık yarı­sında kan basınçları yüksektir (hipertansif olarak isimlendirilir). Tanı sırasında diyabete bağlı organ bo­zuklukları olmuşsa farkedilir. Örneğin göz dibinde kanamalar, görme keskinliğinde azalma, el ve ayaklarda his kaybı ortaya çı­kabilir.

Tip 1 diyabetiklerde tanı anında or­gan tutulumu yoktur. Organ tutulumu son­raki 4-5 yıl içinde görülür. Organ tutulum­ları böbrek, göz, sinir sistemi gibi organlar­da küçük damar tutulumu şeklinde iken kalp, beyin, böbrek ve kol ve bacaklarda büyük damar tıkanıklıkları yapabilir.

Bunla­rın sonucunda hastalarda kalp krizi (myokard infarktüsü), beyin tutulumu sonu­cu inme, felç, böbrek tutulumu sonucu hi­pertansiyon ortaya çıkabilir.

İyi glikoz kon­trolü ile organ tutulumlarını önlemek, orta­ya çıkışlarını geciktirmek mümkündür.

Tanı:

Diyabet tanısı koyabilmek için en az 2 farklı günde bakılan açlık kan şekerleri­nin 126 mg/dl (bu değer 106 olarak güncellendi) üstünde olması, veya çok su içme, sık idrara çıkma şikayeti olan bir has­tada günün herhangi bir saatinde bakılan kan şekerinin 200 mg/dl üstünde olması veya oral glikoz tolerans testinde 2. saat kan şekerinin 200 mg/dl üstünde olması gereklidir.

Yukarıda bahsedildiği gibi tanı basittir.

Tip 1 ve tip 2 ayrımı mutlaka yapılmalıdır. Bu­nun için insülin salınımını uyaran madde­lerle testler yapılarak insülin salınımının yeterli olup olmadığı anlaşılır. Ayrıca ayırı­cı tanıda pankreasın insülin salgılayan hüc­relerine karşı gelişen antikorlar ölçülebilir.

Tedavi:

Diyabet tedavisine diyet ve eğitim­le başlanmalıdır. Eğitim önemlidir. Çünkü hastalığını bilmeyen hastalar genellikle te­daviye uyum problemi yaşarlar. Hastalığı hafife alma, ya da inkar etme sık görülmek­tedir. Eğitim, hastalığın neden olabileceği ani veya geç bozuklukları anlatma, diyet eğitimi, egzersiz eğitimi, insülin tedavisini kapsamalıdır. Diyabet eğitimi bir kez değil ömür boyu devam etmelidir.

Egzersiz ola­rak genellikle orta aktivitede aerobik veya tempolu yürüyüşler önerilmektedir. Bu yü­rüyüşün süresi haftada en az 4 kez ve 40 dakika olmalıdır.

Tip 1 diyabetiklerin insülin kullanması gereklidir. Tip 2 diyabetik hastalarda kan şekeri düzenli gittiği sürece ağızdan alınan ilaçlar kullanılabilir. Bu amaçla kullanılan değişik ilaçlar vardır. Te­davinin amacı değerlerini 100 mg/dl, tokluk 2. saat değerlerini 140 mg/dl altında sürdürmektir.

Seyir:

Hastalığın tedavisi iyi olursa sonuçlar da iyidir. Düzenli kontrol sağlanmış hasta­larda göz, böbrek, sinir, kalp – damar sistemi gibi dokularda diyabetin neden olabileceği bozuklukların (komplikasyonlarının) ortaya çıkma şansı azaltılmış olur.

Bir önceki sağlık makalemiz Şaşılık (Çift Görme) sizler için ayrıca anevrizma, Ateroskleroz ve beyin tümörü hakkında bilgiler verilmektedir.