Şeker Hastalığı (Çocuk)

Şeker Hastalığı (Diabetes Mellitus) (Çocuk)Nedir? Belirtileri Nelerdir? Şeker Hastalığı Tedavisi?

Şeker hastalığı (diabe­tes mellitus – diyabet) değişik nedenlere bağ­lı olarak vücutta kan şekerini düzenleyen ana hormonlardan biri olan insülinin mik­tar veya etki bakımından yetersiz kalması ile oluşur. İnsülin karın içinde mide ile komşuluğu olan pankreas adlı bir organ­dan salgılanır. İnsülin kanda şeker, protein ve yağlar üzerinde değişik etkilere sahiptir. İnsülin sindirdiğimiz gıdalardaki şekerin çeşitli dokularda (kas, karaciğer ve yağ do­kusu) enerji için kullanılmasını, gereksi­nimden fazla olan şekerin ise özellikle kara­ciğerde depolanmasını ve yağlara dönüş­mesini sağlar. Ayrıca insülin protein yapı­mını uyarır. İnsülin eksikliği durumunda, gıdalarla alınan şeker enerji olarak kullanı­lamaz, şeker kanda birikir. Aynı zamanda vücudun enerji gereksinmesi nedeni ile de­polanan şekerler, yağlar ve proteinler yıkı­lır, kandaki şeker ve yağ miktarı artar. Vü­cut kanda biriken fazla şekeri atmak üzere bir korunma mekanizması geliştirmiştir, kan şekeri 180 mg/dl’nin üzerine çıktığın­da böbrekler idrar yolu ile fazla şekeri vü­cuttan su çekerek vücut dışına atarlar. Tüm bu olaylar sonucunda çok su içip, id­rara çıkma ve enerji kaybı nedeni ile halsiz­lik, depoların yıkılması ve kastaki protein­lerin kaybı nedeni ile de zayıflama ortaya çıkar.

Çocukluk çağında şeker hastalığı tip 1, tip 2 ve diğerleri olarak üç ana başlıkta topla­nabilir.

Tip 1 diabetes mellitus (Tip 1 diyabet):

Tip 1 diyabet insülin yetersizliği ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Tip 1 diyabetin toplumda görülme sıklığı 3/1000′dir. Tip 1 diyabet çocukluk çağının en sık görülen tipidir, bu yaş grubundaki diyabetlerin %95-99′undan sorumludur. Tip 1 diyabet genellikle 40 yaş altında en sıktır, ancak her yaşta ortaya çıkabilir. Ço­cukluk yaş grubunda, okula başlama döne­mi olan 5-7 yaş ve ergenlik dönemi olan 10-14 yaşlarında görülme sıklığı artar. Tip 1 di­yabette genetik yatkınlık tip 2 diyabetteki kadar belirgin olmasa da vardır. Tip 1 diya­betli bir çocuğun kardeşinde bu hastalığın görülme riski %5, eş yumurta ikizlerinde %30-50, ayrı yumurta ikizlerinde %5-10′dur. Anne tip 1 diyabetli ise çocukta risk %5, baba diyabetli ise risk %8 olmakta­dır.

Oluş mekanizması: Tip 1 diyabet, bağışık­lık sisteminin pankreastan insülin salgıla­yan hücreleri hasara uğratması sonucu (pankreatit) or­taya çıkar. Bu hastalığın gelişmesinde gene­tik (irsi) bir yatkınlık yanında çevresel et­kenlerin de rolü vardır. Çevresel etkenler olarak virüs denen küçük mikropların ve bir takım kimyasal maddelerin sorumlu ola­bileceği düşünülmektedir.

Belirti ve bulgular:

Çok su içme, çok idra­ra çıkma, gece idrara çıkma veya gece altı­na kaçırma, çok ve sık yediği halde kilo kaybı, halsizlik, yorgunluk, karın ağrısı, kusma, bilinç bulanıklığı ve solunumun hızlanması (hastalığın diyabetik ketoasidoz olarak adlandırılan aşamasında başvurduğu takdirde) bazı bulgular arasındadır.

Tanı:

Hastalığın tanısında kan şekeri ölçü­mü esastır. Genellikle Tip 1 diyabetli hasta­larda rastgele ölçülen kan şekeri 200 mg/dl’nin üzerinde bulunur. İdrarda şeker atılımı saptanır. Diyabetik ketoasidoz tablo­su ile başvuran çocukların idrarında ve ka­nında yağların yıkılması ile ortaya çıkan ke­tonlar saptanır, kan gazında asidoz vardır.

Tedavi:

Tip 1 diyabetin tedavisi eksik olan insülini yerine koyma şeklindedir. Diyabe­tik ketoasidoz gibi acil durumda insülin da­mar yolu ile verilir. Ancak günlük kullanım­da insülin cilt altına günde 2-4 doz şeklinde enjeksiyon halinde uygulanır. Etki süreleri ve yapılan farklı insülin içeren ilaçlar mev­cuttur. Hastanın yaşına ve cinsiyetine uy­gun günlük beslenme planı ve aktivitesi göz önüne alınarak insülin şeması çizilir. Ayrı­ca sürekli insülin infüzyonu yapılan insülin pompaları kullanılabilir. Sprey şeklinde ha­vayoluna verilen insülinlerin henüz çocuk­luk çağı diyabetinde etkinliği kanıtlanma­mıştır.

Tip 2 diabetes mellitus (Tip 2 diyabet):

Tip 2 diyabet insülinin artmış olmasına rağ­men etkisini gösteremediği bir diyabet tipi­dir. Özellikle hastalığın başlangıcında insü­lin düzeyleri yüksektir ancak hastalık ilerle­dikçe insülin düzeyleri azalmaya başlar. Tip 2 diyabet çocuklarda erişkinlere göre daha nadir görülmekle birlikte yaşam tar­zındaki değişikliklerle birlikte sıklığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, özellik­le 10 yaşın üzerindeki çocuklarda artmak­tadır. Çocukluk yaş grubundaki şeker has­talıklarının %10′undan azından sorumlu­dur, genellikle tip 2 diyabet 40 yaş üzerinin hastalığı olarak bilinmektedir.

Nedenleri: Tip 2 diyabetin genetik yatkın­lık ve yaşam tarzı ile yakın ilişkisi vardır. Tip 2 diyabette genetik yatkınlık tip 1 diya­bete göre daha belirgindir. Tip 2 diyabetli hastaların çoğunluğunda ailede ebeveynlerden veya büyükbaba – büyükannelerden en azından birinde bu hastalık vardır. Eş yumurta ikizlerinde hastalık çıkma riski de tip 1 diyabetten çok fazladır, bu risk %80′lere ulaşır.

Hastalığın ortaya çıkmasında çok önemli sayılan ikinci etmen yaşam tarzıdır. Tip 2 diyabetli hastaların çoğu şişmandır ve beden aktiviteleri kısıtlıdır. Böyle hastalarda insülin di­renci (var olan insülinin vücutta etkilerini gösterememesi) gelişme olasılığı çok yük­sektir. Tip 2 diyabetlerin %2′si şişman de­ğildir, bu hastalarda genetik olarak insüline direnç oluşmasını sağlayan bir bozukluk vardır.

Belirti ve bulgular:

Tip 2 diyabet genellik­le tip 1 diyabete göre daha sinsi seyreder ve tip 2 diyabetli hastalar uzun yıllar belir­gin bir bulgu olmaksızın yaşarlar. Araya gi­ren bir hastalık veya stresle kan şekeri yük­selerek diyabet bulguları belirginleşebilir.

Hiçbir bulgu olmaksızın rutin kontrol sıra­sında ölçülen kan şekerinin yüksek bulun­ması, kilo kaybı, çok su içme, idrara çıkma, halsizlik, kolay iyileşmeyen ve özellikle ayakta yerleşmiş yaralar (diyabetik ayak), özellikle ayakta ve ellerde karıncalanma (nöropati), bulanık görme, akantozis nigrikans olarak adlandırılan özellikle ensede ve inguinal bölgede belirgin cilt renginde koyuluk gibi belirtiler görülebilir.

Tanı:

Açlık kan şekerinin 126 mg/dl’nin veya rastgele ölçülen kan şekerinin 200 mg/dl’nin üzerinde olması tanısaldır. Diya­betten şüphelenilen ancak kan şekeri de­ğerleri tanısal olmayan hastalarda şeker yükleme testi (oral glukoz tolerans testi – ogtt )yapılabilir.

Şişman olan ve aşağıdaki risk faktörlerin­den en az ikisini taşıyan kişiler bu açıdan mutlaka değerlendirilmelidir:

1. Ailede 1. veya 2. derece akrabalarında tip 2 diyabet olan,

2. Tip 2 diyabet riski yüksek bir ırktan olan,

3. İnsülin direnci bulguları (akantozis nigri­kans) olan veya insülin direnci ile birlik­te seyreden bulguları (tansiyon yüksekli­ği (hipertansiyon), kan yağlarında artış (hiperlipidemi), polikistik over sendromu) olan kişiler.

Tedavi:

Çocukluk çağında Tip 2 diyabet te­davisi için aşağıda belirtilen prensiplere uy­mak gerekir:

1. Şişman hastalar için kilo verme,

2. Yaşam tarzını değiştirme, daha aktif bir yaşama geçme,

3. Kan yağlarındaki yükseklik ve tansiyon yüksekliğini tedavi etme,

4. Tip 2 diyabette ana tedavi beslenme pla­nını düzenlemektir. Yağdan, basit karbo-hidratlardan fakir, liften zengin beslen­me şarttır. Beslenme planı ve yukarıda sayılan prensiplere dikkat edildiği halde istenen kan şekeri düzeni sağlanamadığı takdirde çocukluk çağında bazı ilaçlar (metformin, gibi) veya insülin kullanıla­bilir.

Diyabetin uzun dönemde istenmeyen et­kileri (komplikasyonları):

Diyabet süresi uzadıkça, diyabetin değişik komplikasyonları ile karşılaşabilir. Bu komplikasyonların pek çoğu diyabetin kötü kontrolü ve yüksek kan şekerleri (hiperglisemi) ile ilişkilidir. Vücutta en çok etkilenen organ­lar gözler, böbrekler ve sinirlerdir. Bu or­ganlar zaman içinde hasara uğrarlar ve nor­mal fonksiyonlarını yerine getiremezler.

Bu istenmeyen durumlardan en sık görülenleri, Diyabetik ayak , Glikozüri dir.