Soğuk Algınlığı Belirtileri

Çocukluk Çağında Soğuk Algınlığı:

Soğuk algınlığı 4-10 gün içerisinde kendiliğinden düzelen bir viral enfeksiyondur.

Tipik belirtiler; nazal konjesyon, burun akıntısı, öksürük ve farenjittir. Hafif ateş ve kırıklık da tabloya eşlik edebilir. Çocuklarda orta kulak iltihabı, bronşit, sinüzit ve nadiren zatürre görülebilir.

Etkenler: Genellikle rhinoviruslardır.

Epidemiyoloji: Genellikle toplu yaşamın arttığı kış aylarında sık görülür.

Tanı:

Klinik muayene ile konur. Tanı konulduktan sonra, özellikle tekrarlayan rinitli vakalar alerjik etyoloji yönünden değerlendirilmelidir. Alerjiyi düşündüren belirtiler gözlerde sulanma; burun, göz veya boğazda kaşıntı, bol miktarda, renksiz burun akıntısıdır.

Tedavi:

Soğuk algınlığında en uygun tedavi istirahat ve yeterli sıvı alımının sağlanmasıdır. Hangi belirtilerin hastayı rahatsız ettiği dikkate alınmalıdır:

Nazal konjesyon ve burun akıntısı: Bol sıvı verilmelidir. Burun serum fizyolojik ile irrigasyonu, başın yatarken yükseltilmesi, özellikle kuru ortamlarda çevrenin buhar ile nemlendirilmesi yararlı olur. Cevap vermeyen vakalarda dekonjestan burun damlaları (çocuklarda) veya spreyleri (yetişkinlerde) 5 günü geçmeyecek şekilde, kısa süreli olarak kullanılabilir (uzun süreli kullanım rinitis medikomentozaya neden olabilir). Naphazoline santral sinir sistemi depresyonu yapabildiğinden, 6 yaşından küçük çocuklarda kullanılmamalıdır. Oral dekonjestanlar gerekli durumlarda daha uzun süre kullanılabilir. Diüretikler ve alkol kuruluk yaparak belirtileri artırabildiğinden, hastalara kullanmaktan kaçınmaları gerektiği söylenmelidir.

C vitamini preparatları soğuk algınlığının şiddetini ve süresini azaltabilirse de, gıda ile vitamin C alımını artırmak, daha uygun bir yaklaşımdır. Şiddetli burun tıkanıklıklarında antihistaminik ilaçlar antikolinerjik etki ile nazal pasajın açılmasını sağlayabilirler, ancak rutin kullanımlarından kaçınmak gerekir.

Ağrı ve Ateş: Bazı vakalarda şiddetli başağrısı bulunabilir. İlk altı yaştaki çocuklarda 38.5°C’ın (koltuk altı) üzerinde ateş febril konvülsiyona neden olabilir. Bu durumda asetaminofen, aspirin veya non-steroidal antiinflamatuvar ilaçlar kullanılabilir. Ateşin bir savunma mekanizması olduğu hastaya anlatılmalı ve hafif ateşlerde antipiretiklerin gerekli olmadığı vurgulanmalıdır.

Farenjit: Serum fizyolojik ile gargara, lokal anestetik spreyler veya pastiller önerilebilir.

Öksürük: Bol sıvı alımının sağlanması öksürüğü azaltabilir. Çok şiddetli öksürüklerde ekspektoran ilaçlar kullanılabilir. Hastanın belirtileri düzelmezse, 3-7 gün sonra semptomatik tedavinin değiştirilmesi veya gelişebilecek durumların değerlendirilmesi amacıyla tekrar muayene edilmelidir.

Birlikte pürülan sekresyonlar, yüksek ateş, taşipne, ciddi akciğer hastalığı hikayesi, immün yetmezlik, tonsillit, alt solunum yolu enfeksiyonu (düşmeyen ateş, railer, balgamlı öksürük, hışıltı), kulak ağrısı ve döküntü bulunan hastalar mutlaka doktor tarafından değerlendirilmelidir.

Erişkinde Soğuk Algınlığı:

Soğuk algınlığı, burun, boğaz, sinüsler, östaki tüpü, soluk borusu, gırtlak ve bronşlar dahil olmak üzere üst solunum yolunun viral enfeksiyonuna verilen isimdir. Soğuk algınlığına 200’ün üstünde farklı virüs neden olur, fakat olguların hemen hemen yansından rhinovirüs sorumludur. Genellikle 2 haftadan kısa süre içinde enfeksiyon belirtileri ortadan kalkar. Bir kişi hayatı boyunca ortalama 50 kez soğuk algınlığı geçirir. Soğuk algınlığı her yaşta görülebilen bir hastalık olmasına rağmen özellikle okul öncesi ve okul çağındaki çocuklarda görülür.

Virüslerle tekrarlayan karşılaşmalar ancak kısmi bağışıklığa neden olur. Her ne kadar soğuk algınlığı kendi kendini sınırlayan bir enfeksiyon olsa da, tüm dünyada hekime başvurunun, işgücü kaybının ve okula gidememenin en sık nedenidir. Soğuk algınlığı tedavisinin maliyeti milyonlarca dolarla ölçülmektedir.

Soğuk algınlığı mevsimi, Kasım ayı başı ile Mart ayı başı arasındadır. Soğuk algınlığı gelişimi açısından önemli risk faktörleri yorgunluk ve aşırı çalışma, duygusal stres, kötü beslenme, sigara içme ve kalabalık ortamda yaşamadır.

Soğuk algınlığı, üst solunum yollarının bakteriyel enfeksiyonlara direncini azaltır. İkincil bakteriyel enfeksiyonlar orta kulak iltihabına, bronşite, zatürreye, sinüzite veya beta hemolitik streptokoklara bağlı boğaz enfeksiyonuna neden olur. Bu istenmeyen durumlar özellikle süreğen akciğer hastalığı, astım, şeker hastalığı veya bağışıklığı zayıflamış hastalarda görülür.

Nedenler ve Belirtiler:

Soğuk algınlığına 200’ün üzerinde farklı virüs neden olur. En sık rhinovirus ve koronavirusa bağlı olarak gelişir. Yılın farklı mevsimlerinde farklı virüsler daha infeksiyöz bir seyir izleyebilir. Etkenin bilinmesinin tedavide rolü yoktur. Soğuk algınlığı hastalan, enfeksiyonun ilk 2-4 günü boyunca hastalığı bulaştırır. İnsandan insana bulaş farklı yollarla olur. Enfekte kişi öksürdüğünde, hapşırdığında veya konuştuğunda, içinde virüsün bulunduğu damlacıklar çevreye saçılır. Eğer bundan başka bir kişi alırsa, virüs buruna veya solunum yoluna yapışır.

Soğuk algınlığının diğer bir bulaşma yolu direkt temastır. Eğer enfekte kişi akan burnuna veya yaşaran gözlerine dokunursa ve daha sonra başkasıyla el sıkışırsa, virüs kolaylıkla diğer kişiye geçebilir. Eğer o kişi de elleriyle ağzına, burnuna veya gözlerine dokunursa, virüsü çoğalabileceği bir yere ulaştırmış olur.

Son olarak virüs, kapı kolu, telefon, masa ve oyuncaklar gibi cansız objeler aracılığıyla da bulaşabilir. Bu yol özellikle çocuk yuvalarında sık rastlanan bir bulaş yoludur. Eğer çocuk akan burnuna eliyle dokunduktan sonra oyuncağıyla oynarsa, virüs oyuncağa transfer olabilir. Daha sonra aynı oyuncakla bir başka çocuk oynarsa, virüsü ellerine bulaştırabilir ve daha sonra elini gözlerine, ağzına veya burnuna götürürse çocukta soğuk algınlığı gelişebilir.

Virüs solunum yolundaki burun ve sinüs boşluğu epiteline yapışır.Enfekte hücre histamin adı verilen bir kimyasal madde salgılar. Histamin enfekte hücreye kan akımını arttırır ve ödem, dolgunluk hissi ve salgılarda artışa neden olur. Virüsle karşılaşan kişide 1-3 gün sonrasında soğuk algınlığı belirtileri gelişir.

İlk belirtiler boğazda yanma hissi, burunda akıntı ve hapşırmadır. Burundan gelen ilk akıntı şeffaftır daha sonra sarı yeşil renk alır. Genellikle ateş görülmez. Küçük çocuklarda 38.9°C’ye kadar yükselebilen ateş görülebilir. Soğuk algınlığının diğer belirtileri kuru öksürük, burunda dolgunluk hissi, kas ağrısı, gözlerde yaşarma, iştahsızlık ve bitkinliktir. Bu şikayetlerin başlamasından 4-5 gün sonra hasta kendisini daha iyi hissetmeye başlar. Genellikle tüm belirtiler on gün içinde ortadan kaybolur fakat öksürük üç hafta kadar sürebilir.

Soğuk algınlığı kişiyi betaya bağlı boğaz enfeksiyonuna, orta kulak iltihabına ve sinüzite daha yatkın hale getirir. Soğuk algınlığı belirtileri bir hafta içinde iyileşme eğilimi göstermeyen veya göğüs ağrısı, birkaç günden daha uzun süren ateş, nefes darlığı, dudaklarda veya parmak uçlarında morarma, sarı yeşil renkli balgam, ciltte döküntü, bademcik veya boğazda beyazımsı noktalar gelişen hastalar, antibiyotikle tedavi edilmesi gereken ikincil bakteriyel enfeksiyon gelişmiş olma riski nedeniyle hekime başvurmalıdır.

Altta yatan süreğen akciğer hastalığı, şeker hastalığı veya bağışıklık sisteminde zayıflama olan (AİDS, lösemi, kortizon kullanımı, kemoterapi kullanımı gibi) hastalar, soğuk algınlığı geliştiğinde mutlaka hekime başvurmalıdır. Bu hastalarda ikincil bakteriyel enfeksiyonlar daha kolay gelişir.

Tanı:

Soğuk algınlığı tanısı hastada belirtilere dayanılarak konulur. Soğuk algınlığı virüsünü saptamaya yönelik bir laboratuvar testi bulunmamaktadır. Bununla birlikte hekim ikincil enfeksiyonları dışlamak için boğaz kültürü alabilir veya kan testi yapabilir.

Soğuk algınlığı bazen griple karıştırılabilir. Gripteki belirtiler daha ağırdır ve genellikle ateş olur. Mantar veya polen alerjisi de burunda akıntıya neden olabilir. Alerjiye bağlı belirtiler genellikle soğuk algınlığı belirtilerinden daha uzun sürer. Alerji uzmanı alerjik reaksiyon nedenine yönelik testler yapabilir. Ayrıca bazı kişilerde kışın soğuğa çıktıklarında, soğuk alerjisine bağlı burun akıntısı gelişebilir.

Tedavi:

Soğuk algınlığını ortadan kaldıracak bir ilaç bulunmamaktadır. Zaman içinde kişinin bağışıklık sistemi devreye girerek antikor oluşturur ve bu da hastalığın belirtilerinin ortadan kalkmasına neden olur. Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Fakat belirtilere yönelik olarak antihistaminikler, dekonjestanlar ve ağrı kesiciler kullanılabilir. Antihistaminikler kimyasal histaminin etkisini engelleyerek ödem gelişimini ve böylelikle de burunda dolgunluk hissini önler. Ayrıca hapşırma, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntıyı da azaltır.

Yan etkileri ağız kuruluğu ve uykululuktur. Araç kullananlar ve tehlikeli aletlerle çalışanlar antihistaminik almamalıdır. Dekonjestanlar buruna olan kan akımını azaltır, böylelikle burun dokusu büzülür, kan akımı azalır ve burundaki havayolu açılır, nefes alıp verme kolaylaşır. Dekonjestanlar uykusuzluk yapabilir. Kalp hastalan, hipertansiyon hastalan veya glokom hastaları dekonjestan kullanmamalıdır.

Ağrı kesici olarak parasetamol veya aspirin kullanılabilir. Fakat çocuklara, ölümcül Reye sendromu gelişme riski nedeniyle aspirin kesinlikle verilmemelidir. Bu ilaçların hiçbirinin soğuk algınlığı belirtilerinin süresini kısaltmadığı unutulmamalıdır.

2004 yılında plekoranil isimli antiviral ajan soğuk algınlığının tedavisine yönelik olarak kullanıma sunulmuştur. Etkinliği %90’dır, fakat şikayetlerin başlamasından sonraki ilk 24 saat içinde alınmalıdır. Belirtilerin ortadan kalkmasında bol sıvı alımı, tuzlu su ile gargara, sigarayı bırakma, istirahat, soğuk buhar uygulaması ve burnun altına vazelin veya yağlı krem sürülmesi faydalıdır.

Seyri:

Zaman içinde vücut bağışıklık sisteminin devreye girmesiyle virüsü ortadan kaldırır. Soğuk algınlığı belirtileri genellikle 7-10 gün sürer. Hastaların çoğu kendilerini 4-5 gün içinde iyi hissetmeye başlar. Bazen soğuk algınlığı sonrası bronşit, zatürre, sinüzit veya orta kulak iltihabı gibi bakteriyel enfeksiyonlar gelişir. Genellikle uygun antibiyotik tedavisiyle bu komplikasyonlar düzelir.

Korunma:

Soğuk algınlığından korunmak mümkün değildir, çünkü bu hastalığa neden olan virüsler son derece bulaşıcıdır. Bununla birlikte, bazı önlemler alınarak bu risk azaltılabilir. Bunlar el yıkama, hapşırırken ağız ve burunun kapatılması, kumaş yerine kağıt mendil kullanılması, soğuk algınlığı geçirmekte olan kişiyle ilk 4-5 gün boyunca yakın temastan kaçınılması, ortak çatal, kaşık, tabak, bardak kullanımından kaçınılması, kalabalık ortamlardan kaçınılması, sebze ve meyveden zengin diyet tüketimi ve iyi uykudur.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz