Verem (Yetişkinde)

Yetişkinde Verem ( Akciğer Tüberkülozu, TBC) Nedir?

Verem Belirtileri Nelerdir?

Verem Aşısı Nedir?

Veremin ilaç Tedavisi Nedir?

Akciğer veremi (tüberküloz), Mycobacterium Tuberculosis (M. Tuberculosis) adı verilen basilin akciğerde yaptığı hastalıktır. %85 oranında akciğerde gelişir, bunun dışında lenf bezleri, böbrekler, üreme organları başta olmak üzere vücudun bütün organlarında hastalık yapabilir. Hastalık insandan insana bulaşarak yayılır. Akciğer ve gırtlak tüberkülozundan kaynaklanan tüberküloz basillerinin, solunum sırasında ortama karışması ve onları taşıyan havada asılı partiküllerin duyarlı bir insan tarafından solunmasıyla bulaşma gerçekleşir. Hastanın kullandığı eşyalardan bulaşma riski bulunmaz. Bazı insanlarda, daha önce hiç karşılaşmadıkları ve vücutlarının tanımadığı bu basillerin, soludukları hava ile akciğerlerine ulaşmasına rağmen bulaşma olmaz. Diğer bir deyimle bazı insanlar tüberküloz basiline doğal direnç gösterirler.

Bulaşma gerçekleşenlerde basiller girdikleri akciğer dokusunda çoğalmaya devam ederler. Önce lenf sistemine oradan kan yoluyla bütün vücuda dağılırlar ve insanın bu basillere karşı gerekli savunma sistemleri yeterli düzeye gelinceye kadar çoğalmaya devam ederler. Savunma sisteminin yeterli düzeye ulaşmasıyla vücuttaki basillerin hastalık yapması büyük oranda engellenir. Aynı savunma sistemi, dışarıdan akciğere yeni girecek basillerin hastalık yapmasını kısmen önler. Bulaşma sonu basillerin çoğalmasının kontrol altına alınmasını sağlayan, savunma sisteminin gelişmesine kadar geçen döneme primer (birincil)enfeksiyon denilir. Farklı isimler, primer enfeksiyonun kontrol edilememesi, veya kontrol edildikten sonra tekrar hastalık gelişmesinden kaynaklanır. Son yıllarda ilk bulaşmadan sonra akciğere yeni giren farklı tipte basillerin de hastalık yapabilecekleri gösterilmiştir.

Bulaşma sonu olasılıklar :

  • Basillerin çoğalması tamamen kontrol altına alınır. Bu dönemden sonra basilin proteinlerine karşı gelişen reaksiyon, tüberkülin deri testi (PPD) ile saptanabilir. Test aşı ve hastalık sonrası da pozitiftir,

  • Başlangıçta çoğalmaları kontrol altına alınmışken, daha sonra savunma sisteminin yetersiz kalmasıyla, herhangi bir organda basillerin tekrar çoğalmaya başlamasıyla hastalık gelişir,

  • Gelişen savunma sistemine rağmen basiller bir organda veya bütün vücutta aynı anda çoğalmaya devam ederek hastalık yapar. İlk yıldan itibaren olasılık gittikçe azalarak, bulaşmalardan sonra toplam hastalık gelişme riski yüzde ondur. Primer enfeksiyon döneminden sonra aynı basillerle gelişen hastalığa reaktivasyon veya postprimer, dışardan farklı tipte basillerle gelişene reenfeksiyon tüberkülozu denilmektedir.

Çok sağlıklı istatistik bulunmamasına rağmen ülkemiz nüfusunun, dünya nüfusu gibi yaklaşık üçte birinin enfekte olduğu kabul edilmektedir.

Enfekte olanlarda savunma sisteminin basillerin çoğalmasını kontrol etmesine karşın canlı kalmalarına latent (gizli) tüberküloz enfeksiyonu adı verilir. Hastalığın büyük çoğunluğu latent enfeksiyondan geliştiğine göre hastalık gelişebilecek havuzun büyüklüğü ortadadır. Buna enfekte olanlarda farklı tipte vücuda yeni giren basillerin de hastalık yapabilecekleri eklenmelidir. Dünyada her yıl 8 milyon insanda aktif hastalık gelişmekte ve 3 milyon hasta ölmektedir. Hastalığın yaygın olmasının altında yatan bazı faktörler vardır 1950′ li yıllardan önce hastalığın tedavisinde ilaç bulunmuyordu. Kapalı ortamlarda birlikte yaşayanlar, birlikte aynı ortamdan hava soludukları için hastalık kolay yayılır. Seyahat ve göçler artmaktadır.

Transplantasyonlar (doku veya organ nakilleri), kanser ve diğer bazı hastalıklar ve bunları veya başka hastalıkların tedavilerinde kullanılan yöntemler, insanın savunma sistemini zayıflatmaktadır. Hastalıklar içerisinde en yüksek risk AİDS’in etkeni olan HIV virüsü ile enfekte olanlardadır. Tedavide aylar boyu ilaç alma gerekliliği, ve hastaların tedaviye uyumsuzluğu, hastalığın uzamasına, süreğenleşmesine ve ilaçlara direnç gelişmesine neden olmaktadır. Tüberkülozda en büyük tehlike çoklu ilaca direnç gelişmesidir. Tedavisi çok zor ve pahalıdır. Tamamen tedavi olanağı çok yüksek olan hastalık böylece tedavisi çok zor duruma dönüşebilmektedir. Tedaviyi güçleştiren bir başka faktör, daha çok fakir ülkelerin hastalığı olduğu için yeni ilaç sayısı hemen yok denecek kadar azdır.

Risk Faktörleri:

Primer enfeksiyon geçirenler, HIV enfeksiyonu olanlar, savunma sisteminin (immün sistem) zayıflamasıyla seyreden hastalıklar veya buna sebep olacak tedaviler alanlar, özellikle başta kızamık olmak üzere virütik hastalıklar, kontrolsüz şeker hastalığı olanlar, süreğen böbrek yetmezliği olanlar, ameliyatla midesinin bir kısmı çıkartılanlar ve bazı başka nedenleri olanlarda risk oranı yükselmektedir.

Belirti ve Bulgular:

Primer enfeksiyon dönemi grip benzeri belirtilere neden olur. Ateş, terleme, halsizlik, dermansızlık, iştahsızlık ve öksürük bulunabilir. Bu belirtiler çok hafif seyredebilir. Genelde 4-6 haftada kaybolur. Bilinen bir hasta ile temas veya akla gelmesi dışında tanı zordur. BCG Aşısı yapılmamış ve önceden negatif olduğu bilinenlerde tüberkülin deri testinin pozitifliği tanı koydurur. Ama böyle bir olasılık çok nadirdir. Ancak akciğer grafilerinde primer enfeksiyonla uyumlu olabilecek anormallikler bulunanlar hariç, genelde tanı konulmaz. Primer enfeksiyon hastalığın sık olduğu toplumlarda daha çok çocuklarda, buna karşın az olduğu toplumlarda ise her yaşta görülmektedir.

Reaktivasyon veya reenfeksiyon tipi hastalıkta, özellikle akşamlan yükselen düşük derecede ateş (subfebril veya low grade fever), bununla bağdaşmayacak derecede bol terleme, halsizlik, dermansızlık, iştahsızlık, kilo kaybı, sinsi seyreden öksürük ve balgam bulunabilir. Öksürükle kan tükürme hastalan endişelendirerek sağlık merkezlerine müracaatlarını sağlar. 3-4 haftayı geçen yukarıdaki yakınmaların tamamı veya bir kısmı bulunan durumlarda tüberküloz mutlaka akla gelmelidir. Bazen sadece yüksek ateşle seyredebilir.

Belirtilerin aksine, akciğer tüberkülozunda fizik muayene bulgulan çok sınırlıdır. Tüberküloz her türlü hastalık tanısı ile karıştırılabilir. Bu nedenle taklitçi hastalık olarak nitelendirilir.

Tanı:

Kesin tanı için hastalık etkeni basilin gösterilmesi gerekir. Basilin gösterilmesi kesin tanı dışında tedavi ilaçlarına direnç durumu için de gereklidir. Basil, balgam ve diğer örneklerde direkt veya değişik kültür teknikleriyle saptanabilir. Ülkemiz için yayınlanmış bir veri bulunmamakla birlikte hastaların büyük çoğunluğunda çeşitli nedenlerle basil gösterilememektedir. Hastalık düşünülenlerde akciğer grafisi tanı ve tedavi yanıtının takibinde en çok kullanılan laboratuvar yöntemidir. Klinik tablosu ve akciğer grafısi hastalıkla uyumlu olanlarda örneklerde basilin tespitini beklemeden tedaviye başlanır.

Ülkemizde çocuklara BCG aşısı önerilmektedir. Aşının yaygın kullanılması, primer enfeksiyonun saptanmasında tüberkülin deri testinin değerini düşürmektedir. Aşı ve diğer tüberküloz dışı mikobakteriyel enfeksiyonlarla, tüberkülozu ayırabilecek bazı testler geliştirilmeye çalışılmaktadır. Testlerdeki temel sorun, aşılama, primer infesiyon veya hastalığın düzelmesinden, uzun yıllar sonra testler pozitif olabilmektedir. Hastalık tanısında bu nedenle değerleri sınırlıdır. Potansiyel hastalık havuzu olan latent tüberküloz enfeksiyonunu, yine aynı nedenle tanımak zorlaşmaktadır.

Tedavi:

Başarılı bir tedavi için en önemli faktörler:

a- Hastanın öngörülen tedaviyi eksiksiz ve düzenli bir şekilde aksatmadan kullanması,

b- En güvenli ve en etkili tedavi rejiminin seçilmesi,

c- Hastanın basillerinin hassas olduğu etkili minimum iki ilaçla tedaviye başlanması (günümüzde bütün dünyada 4 ilaçla tedaviye başlanır),

d- Yetersiz kalan tedavilere en az iki olmak üzere, asla tek ilaç eklenilmemeli,

e- Mümkünse tedavi, sağlık merkezlerinde gözlem altında kullandırılmalıdır.

Tedaviye hastanın cevabı yakından takip edilmelidir. Aylarca süren tedavilere yetersiz uyum, başarısızlığın en büyük nedenidir. Öngörülen tedavide hastanın ilaçlarının tamamını yuttuğu gözlem altında kesinleştirilir. Çoklu ilaca dirençli hastalar ise izole edilerek sağlık merkezlerinde tedavi edilmelidir.

Tedavi almayanlar, balgamlarında direkt boyama ile basil bulunanlar, tedavi başlayalı 3 haftadan az süre geçenler, ilaç direnci veya başka nedenlerle tedavi cevabı yetersiz olanlar, hastalığı aynı ortamda bulunanlara kolayca bulaştırırlar. Bulaşmayı önlemenin en etkin yollarından biri hastalara erken tanı ve etkili tedavidir. Hastaların odalarının ayrılması, oda havasının sık olarak değiştirilmesi ve hastanın maske kullanması ile hastanın bu önlemlere alacağı etkin tedaviyi yaklaşık 3-4 hafta kullanıncaya kadar uyması bulaşma riskini çok azaltmaktadır. Korunmanın başka bir yolu çocuklara BCG aşılamasının yapılmasıdır. Yeni daha etkin aşılar geliştirme çalışmaları devam etmektedir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz