Hodgkin Lenfoma (Erişkin)

Hodgkin Lenfoma (Erişkin)

Lenfoma; lenfatik sis­tem tümörleri için kullanılan genel bir te­rimdir. Hodgkin hastalığı lenfomaların bir türüdür. Bu hastalığın İngilizce karşılığı “Hodgkin Lymphoma” (HL) olarak isimlendirilir. Günümüzdeki tedavi olanakları ile olguların %75-80’inde iyileşme sağlanabil­mektedir. Tüm kanserlerin yüzde birinden azını teşkil eder.

Yaş

En sık olarak 15-34 yaş grubunda ve 55 yaş sonrasında görülür.

Cinsiyet

Genellikle erkeklerde kadınlar­dan sıktır.

Risk Faktörleri

Kardeşinde bu hastalık olanlarda risk hafifçe artmıştır. Hastalığın nedeninin Epstein Barr virüsü başta olmak üzere çeşitli faktörler ile ilişkili olduğu dü­şünülmektedir. Hodgkin hastalığı bulaşıcı değildir.

Hastalık oluşma mekanizması

Günümüz­de çoğu olguda Hodgkin hastalığının B tipi lenfositlerdeki bazı anormallikler ile ilişkili olarak geliştiği kabul edilmektedir. Bu has­talıkta lenfatik sistem hücreleri anormal ha­le gelmekte, kontrolsüz bir şekilde bölün­mekte, yaşlı hücreler beklendiği gibi ölme­mekte ve büyüyerek tümöral kitleler oluş­turmaktadır. Lenfatik doku vücutta hemen her yerde bulunduğu için, Hodgkin hastalı­ğı da hemen her dokudan başlayabilmekte­dir. Bu hastalıkta yayılım genellikle sıralı bir yol izler ve başladığı bir lenf bezi bölge­sinden komşu lenf bezi bölgesine yayılır.

Belirti ve Bulgular

En sık doktora başvuru nedeni lastik kıvamlı, ağrısız, giderek büyü­yen ve gruplar oluşturabilen lenf bezleri­dir. Lenf bezi büyümesi (lenfadenopati) farklı bölgelerde olabilir, ancak en sıklıkla görüldüğü bölge boyundur. Hastalığın ka­rakteristik belirtileri olan kilo kaybı, ateş ve gece terlemesi “B” belirtileri olarak adlan­dırılmaktadır. Kaşıntı oldukça sık görülür. Bağışıklık sistemi, viral enfeksiyonlar ve tü­berküloza karşı belli oranda baskılanabilmektedir.

Tanı ve Sınıflandırma

Hodgkin tanısı, ol­guların %90’ından fazlasında lenf bezi bi­yopsisi ile konur. Bazı olgular lenf bezi dışı dokulardan yapılan biyopsi ile tanı alırlar.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Hodgkin has­talığını aşağıdaki gibi sınıflandırmaktadır:

1. Nodüler lenfosit predominant

2. Klasik Hodgkin hastalığı :

  • Nodüler skleroz tip
  • Lenfositten zengin, klasik tip
  • Mikst sellüler (hücreli) tip
  • Lenfositten fakir tip

Histopatolojik incelemede, karakteristik olarak baykuş gözüne benzeyen Reed Stenberg hücreleri izlenebilmektedir. Histopa­tolojik tipler arasında en iyi seyirli olan len­fosit predominansı, en kötü olan ise lenfo­sitten fakir tiptir. Batı toplumlarında en sık görülen tip nodüler sklerozdur.

Evrelendirme

Hodgkin hastalığında Ann Arbor evrelendirme sistemi ve bunun mo­difikasyonları kullanılmaktadır.

Bu sisteme göre:

  • evre I: tek bir bölgede hastalık olması,
  • evre II: diyafragmanın aynı tarafında olmak kaydı ile iki veya daha fazla bölgede hastalık ol­ması,
  • evre III: diyafragmanın her iki tarafın­da da hastalık olması, bir veya daha fazla lenfatik sistem dışı doku veya orga­nın,
  • evre IV: çoklu veya yaygın tutulumu bulunma­sı

Tedavi

Erken evre ve herhangi bir risk fak­törü taşımayan (örneğin diyafragma üzerin­de hastalığı olan, genç yaşta, nodüler sklerozan tipinde, “B” belirtisi bulunmayan ve eritrosit sedimentasyon hızı düşük olan) ol­gularda tedavi için tek başına radyoterapi yeterli olabilmektedir. Erken evrede olan ancak risk faktörü taşıyan olgularda, 3-4 kür kemoterapi sonrası radyoterapi veril­mesi dünyada çoğu merkezin tercih ettiği tedavi yaklaşımıdır. Hastalığın oluşturduğu kitlenin büyük olması halinde kemoterapi ile radyoterapinin birlikte kullanılması has­talığın aynı bölgede tekrar etme olasılığını azaltmaktadır. İleri evre ve yüksek risk fak­törü taşıyan (anemisi olan, ileri yaşta, er­kek cinsiyetli, beyaz küre yüksekliği olan, kandaki lenfosit oranı ve albumin düzeyi düşük bulunan) olgularda tedavide 6 kür kemoterapi kullanılmaktadır. Günümüzde dünyada en yaygın olarak kullanılan kemo­terapi şeması doksorubisin, bleomisin, vinblastin ve dakarbazin içeren ABVD pro­tokolüdür. Hastalığı tedaviye yanıtsız olan veya hastalığı bir yıldan kısa süre içinde tekrar eden olgular, kök hücre desteğinde yüksek doz kemoterapi adayı olarak kabul edilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir