Nöroblastom

Tüm çocukluk çağı kanserlerinin %10’unu oluşturur. Sempatik sinir sistemi hücrelerinden köken alan kötü huylu tümördür. Bu sempatik sinir sistemi hücrelerinden köken alan tümörlerin iyi huylu olan şekli ganglionöromdur, biraz daha farklılaşmamış olan ara formu ganglionöroblastomdur, kötü huylu olmakla beraber nöroblastomdan daha iyi seyirlidir. En kötü huylusu ise nöroblastomdur.

Yaş: En sık 2 yaş civarında görülür. Tüm vakaların %36’sı bebeklerde, %89’u beş yaşından önce, %98’i 10 yaşından önce görülür. Erişkinlerde görülmez.

Cinsiyet: Erkeklerde kızlara göre 1 kat daha fazla görülmekle beraber, bu fark çok anlamlı değildir.

Risk Faktörleri:

Sebebi bilinmemektedir. Çevresel faktörlerle ilişkisi gösterilememiştir. Vakaların bir kısmında yatkınlık yaratan otozomal bir geçiş vardır. Ailevi nöroblastom vakaları genellikle diğer vakalardan daha erken yaşta görülürler. Nörofibromatozis ve Hirschsprung hastalıklarında nöroblastoma yatkınlık vardır.

Belirti ve Bulgular:

Sempatik sinir sisteminin bulunduğu her yerden köken alabilir. Tüm vakaların %65’i karın boşluğunda görülür. Bunlarında büyük kısmı böbrek üstü bezindeki sempatik sinir sistemi hücrelerinden köken alırlar. Böbrek üstü bezi dışında omurganın iki yanındaki sempatik sinir hücrelerinden de köken alabilirler. İkinci en sık tümör görülen bölge göğüs boşluğudur. Burada da omurganın iki yanındaki sempatik sinir sistemi hücrelerinden köken alır. Boyun bölgesinde ve vücudun diğer bölgelerinde daha seyrek olarak görülebilirler. Hastalık kan ve lenf yoluyla diğer bölgelere yaydım gösterir. Kan yoluyla en sık kemik iliği, kemik, karaciğer ve deriye yayılır. Akciğer ve beyin yayılımları daha nadirdir.

Belirti ve bulgular tümörün geliştiği bölgeye ve yayılım gösterdiği bölgelere göre değişkenlik gösterir. Karın bölgesindeki tümörlerde bir dolgunluk hissi ve rahatsızlık

hissi olabilir, muayenede karında sert, hareketsiz kitle ele gelir. Bebeklik döneminde karaciğerin tümör yayılımı sonucu çok büyümesine bağlı olarak ciddi solunum yetmezlikleri görülebilir.

Karındaki çok büyük tümörlerin kan ve lenf damarlarına baskı yapması sonucu uyluk ve bacaklarda şişlik, skrotal şişlik olabilir. Böbrek damarlarına baskı varsa tansiyon yüksekliği görülebilir. Sık olmamakla birlikte tansiyon yüksekliği, nabız artışı, kızarma, terleme gibi adrenalin artışına bağlı belirti ve bulgular görülebilir. Tümörün içine olan ani kanamalarla ani karın şişlikleri çıkabilir.

Göğüs boşluğundaki tümörler çoğunlukla başka sebeplerle akciğer filmleri çekildiğinde tesadüfen saptanırlar. Göğüs boşluğunun üst kısmı ile boyun bölgesindeki tümörler aynı tarafta göz kapağının düşmesi, göz bebeğinin küçülmesi ve terleme azlığı şeklinde üç belirtinin birlikte ortaya çıktığı Horner sendromu olarak adlandırılan bir klinik tabloya yol açarlar. Göğüs boşluğundaki tümörler nadiren büyük damarlara bası yaparak, yüzde ve boyunda şişlikle giden kan dolaşımı problemlerine yol açabilirler (vena kava superior sendromu).

Boyundaki nöroblastom hastalığı genellikler başta enfeksiyonlar olmak üzere diğer nedenlerle karıştırılırlar. Omurgaların iki yanındaki sempatik sinir hücrelerinden köken alan tümörler ise omurgalardan içeriye girerek omuriliğe baskı yaparlar, bu durum baskının omuriliğin hangi düzeyinde olduğuna göre ve baskının şiddetine göre belirti ve bulgular verir. Başlıcaları ağrı, bacak ve uyluklarda felç, idrar ve dışkı kaçırma gibi durumlardır. Bu tür omurilik basılan acil yaklaşım gerektirir, aksi halde oluşan felcin geri döndürülmesi mümkün olmayabilir.

Hastalığın geliştiği bölgenin dışında yayılım göstermesine bağlı olarak da belirti ve bulgular değişir. Göz etrafındaki kemiklerin tümörle tutulmasına bağlı, göz küresinin öne dışarıya doğru çıkması ve göz etrafı morluk tipik bulgulardandır. Kemik ve kemik iliği tutulumuna bağlı olarak, tutulan bölgede ağrılar oluşur. Kemik iliği yayılımı olduğu zaman kemik iliği yetmezliği olabilir bu da kansızlık, kanama ve enfeksiyonların artmasına yol açabilir. Bebeklerde mavimsi deri altı nodülleri görülebilir. Aynca gelişme geriliği, ateş gibi belirtilerde görülebilir.

Tanı:

Yukarıda belirtilen belirti ve bulgulara dikkat edilerek tepeden tırnağa dikkatli bir muayene yapılır. Buna göre tümörden şüphelenilen bölgenin bilgisayarlı tomografisi yapılır. Karın, pelvis ve göğüs boşluğundaki tümörler bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilir. Omurilik basısının olduğu durumlarda o bölgenin manyetik rezonans görüntüleme yöntemi ile değerlendirilmesi önerilir. Karın boşluğundaki tümörler ultrasonografi ile de değerlendirilir. Ayrıca hastalığın yayıldığı bölgeye yönelik radyolojik tetkiklerde yapılır.

Kemik iliği örneği alınması, kemik filmleri ve kemik sintigrafileri ile hastalığın yaygınlığı araştınlır. Kan testleri yoluyla, kansızlık varlığı, kemik iliğinin durumu, karaciğer ve böbrek işlevleri incelenir. İdrarda vanil mandelik asit maddesinin düzeyi tanıya yardımcı olmak üzere ve izlemde kullanılmak üzere ölçülür.

Kesin tanı iğne biyopsileri ya da ameliyatlar yoluyla tümörlü dokudan örnek alınarak patolojik incelemesinin yapılmasıyla konulur. Organ işlevlerine zarar vermeden tümörün çıkartılabileceği durumlarda tümör tamamen ya da kısmen cerrahi olarak çıkartılır. Bu hem tanıya hem de tedaviye katkıda bulunacaktır.

Hastalığın yaygınlığının değerlendirilmesi ile hangi yaygınlık döneminde olduğu (evresi) saptanır. Bu tedavi tercihleri ve ileriye yönelik hastalığın seyri hakkında bilgi verici ve yönlendirici olacaktır. Aynca bu konuda yardımcı olacak bazı laboratuvar ve moleküler testlerde yapılır. En çok bilinenleri MYCN tümör yapıcı geni (onkogen) ile 1 nolu kromozun kısa kolunda delesyondur (kayıp bölge).

Tedavi:

 Üç ana yöntem vardır. Cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi. Cerrahi temel yöntemlerdendir. Bu yöntemlerin farklı birliktelikleri hastaya göre karar verilerek kullanılır. Ganglionöromda sadece cerrahi yeterli olurken, ganglionöroblastoma ve nöroblastomda tek başına cerrahi yeterli değildir.

Cerrahi tanı ve tedavide kullanılır. Alınan doku patolojik olarak incelenir ve kesin tanı konulur. Tedavide erken dönem hastalıkta tek başına cerrahinin yeterli olduğu durumlar vardır. Ancak daha ileri hastalıkta tek başına cerrahi yeterli olmaz. Hayati organlara zarar beklenmiyorsa tümör tam olarak ya da kısmen çıkartılmaya çalışılır. Tümörün çıkartılmasının güç ya da imkansız olduğu, komplikasyonların beklendiği durumlarda cerrahi için ısrarlı olunmaz Nöroblastom hücreleri radyasyona duyarlı olduğu halde radyasyonla tam tedavi sağlanamadığından radyoterapi giderek daha az kullanılır hale gelmiştir. Tedaviye cevap vermeyen durumlarda, kemoterapiye cevap alınmadığında, acil bası durumlarında, palyasyon tedavisinde radyoterapi kullanılabilir.

Kemoterapi nöroblastomda temel tedavi yöntemidir. Hangi ilaç ya da ilaçların hangi programla verileceği risk guruplarına göre tercih edilir. Hastalar yaş, hastalığın yaygınlığı (evre), MYCN tümör geninin varlığı, patolojik özellikleri, DNA özelliklerine (ploidi) göre düşük, orta ve yüksek risk gruplarına ayrılır.

Tedaviye cevap düzenli değerlendirilir. Tedaviye cevap vermeyen hastalarda alternatif başka ilaçlar ya da yeni ilaçlar kullanılabilir.

Seyir:

Hastalığın nasıl seyredeceği ile ilişkin başlıca faktörler yaş (1 yaşın altında daha iyi seyreder), hastalığın yaygınlığıdır (yerel hastalık yaygın hastalığa göre daha iyi seyreder). Ayrıca risk grupları ve diğer moleküler özellikler de hastalığın seyrinde önemlidir. Uzun süreli yaşam ve iyileşme şansı 19601ı yıllarda %25’lerde iken 1990 yılların sonunda %70’lere ulaşmıştır. Bu değerler yaygın hastalıkta daha düşük düzeylere iken, erken dönem hastalıkta daha yüksek olabilmektedir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz