İşitme Kaybı Tedavisi

İşitme Kaybı ve İşitme Kaybında kullanılan aygıtlar:
İşitme kaybı kulağın değişik kısımlarının hastalıklarına bağlı olabilir. Dış kulak yolu, kulak zarı, orta kulak ve iç kulağa ait hastalıklar işitme kaybı yapabilir. Bu yazımızda daha fazla iç kulak tipi işitme kayıpları üzerinde durulacaktır.
Yaş ve Cinsiyet: Her yaş grubunda ve her iki cinste de görülebilir.
Nedenler: İç kulağı etkileyerek işitme kaybına yol açan nedenler doğuştan veya sonradan kazanılmış olabilir. Doğuştan nedenler arasında genetik faktörler, annenin hamilelikte geçirdiği enfeksiyonlar (özellikle kızamıkçık), kullandığı ilaçlar (streptomisin, gentamisin gibi aminoglikozid grubu antibiotikler), erken doğum ve zor bir doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalması sayılabilir.
Özellikle akraba evlilikleri doğuştan işitme kayıplarının daha sık görülmesine neden olmaktadır. İşitme kaybı doğumdan sonra da görülebilir. Burada kullanılan ilaçlar (streptomisin, gentamisin gibi aminoglikozid grubu antibiotikler), kabakulak, menenjit, yüksek seslere maruz kalma (uzun süre gürültülü ortamlarda çalışma veya patlama sesi gibi çok yüksek sese maruz kalma), yaşlılığa bağlı işitme kaybı, iç kulaktan geçen kırıklar, ani işitme kaybı, Meniere hastalığı rol almaktadır.
En sık görülen işitme kaybı mekanizması iç kulaktaki tüy hücrelerinin tahrip olmasıdır. Tek taraflı olan kayıplarda karşı taraf normal ise işitme cihazına gerek olmayabilir. Eğer olay her iki kulağı da tutuyorsa derecesine göre işitme cihazı veya koklear implantasyon gerekebilmektedir.
Belirti ve Bulgular:
Erişkin bir hastada işitme kaybı tanısı kolay olmasına rağmen doğuştan işitme kayıplarının tanısında gecikme olabilir. Burada en önemli bulgu annenin çocuğun seslere cevap vermediğini, uyurken seslerden uyanmadığını belirtmesidir. Aynı zamanda daha ileri yaşlarda konuşmadığını da belirtebilir.
Doğuştan işitme kaybında iç kulakta tahribat olduğu için otoskop ile yapılan kulak muayenesi tamamen normal bulunmaktadır. Burada kulak zarının normal olarak görülmesi, aileye bir süre beklenebileceği gibi yanlış bir mesaj verilmesine neden olabilir. Bu çocuk için çok önemli bir devrenin kaybına neden olacaktır. Doğru olan yaklaşım böyle bir hastanın, en kısa zamanda KBB (kulak-burun-boğaz) ve Odyoloji ünitelerinin bulunduğu bir merkeze sevk edilmesi, ve gereken testlerden sonra işitme cihazı verilmesidir. Ne kadar erken işitme cihazı verilirse, o kadar iyi bir işitme ve lisan gelişimi sağlanabilir.
Tanı:
Doğuştan varolan işitme kayıplarının tanısı, tarama testleri ile doğumdan sonraki 2-3 gün içerisinde teşhis edilebilir. Bu amaçla otoakustik emisyon testi ve beyin sapı işitsel cevapları kullanılabilir. Test tekrarları ile işitme kaybı kesinleştirilince işitme cihazı uygulamasına geçilir. Daha ileri yaş grubunda yaşa uygun daha kolay testler yapılarak işitme kaybının derece ve tipi ortaya konur. Bu testler sessiz odalarda hastaya kulaklık takılarak ve sesi her duyduğunda eline verilen düğmeye basması söylenerek yapılır. Farklı testler kullanılarak kaybın derece ve tipi saptanır. Bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans incelemeleri ile iç kulak yapıları ve işitme sinirleri kontrol edilir.
Tedavi:

Kabakulak enfeksiyonu gibi enfeksiyonların önlenmesinde aşıların yaygınlaştırılması çok önemli bir rol oynamaktadır. Menenjit sonrasında işitme kaybı gelişirse bu bir kulak burun boğaz acilidir. En kısa zamanda KBB merkezine sevk edilmeli ve iç kulakta kemikleşme başlamadan koklear implantasyon yapılmalıdır. Yüksek seslere bağlı işitme kayıplarında korunma çok önemlidir.
Gürültülü ortamlarda çalışan kişilerin kulaklarını koruması işitme kaybının önlenmesinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Ani işitme kaybı bir diğer KBB acilidir. Burada erken tedavinin işitme kaybının düzelmesinde çok önemli bir rolü bulunmaktadır.
İşitme cihazı kimlere takılır?

Normal işitme seviyesi çocuk ve erişkin için farklılık gösterir. Erişkinde 0-25 dB normal işitme seviyesini ifade ederken, çocukta bu değer -10 ile 15 dB arasındadır. Konuşma ve lisan gelişiminde işitme önemli olduğu için bu aralık çocuklarda daha dar tutulmuştur. Bu seviyeleri aşan kayıplarda işitme cihazı kullanmak gerekir.
İmplant (protez) kimlere takılır?

Her iki kulağı tutan ileri derecede iç kulak tipi işitme kayıplarında eğer hasta işitme cihazından yarar görmüyorsa koklear implant ameliyatı gerekmektedir. Burada hastanın sağlıklı, mental yönden stabil olması
(zekasının normal olması), ailesiyle birlikte eğitim programına devam etmek için motive olması gerekmektedir.

 

Koklear implantasyon ( biyonik kulak )yapıldıktan sonra hasta hemen duymaya ve konuşmaya başlamamaktadır. Odyoloji ve konuşma bozuklukları ünitesinde düzenli kontroller ve ayarlamalar yapıldıktan sonra, hastanın alacağı eğitim ile işitme ve konuşma alanında bir ilerleme kaydedilecektir. Burada eğitim ve ailenin bu eğitimdeki desteği çok önemlidir. Bu özellikle doğuştan işitme kaybı bulunan hastalar için geçerlidir. Konuşmayı öğrendikten sonra meydana gelen kayıplarda hastalar daha az süre içerisinde koklear implanta adapte olmaktadırlar.
Seyir:

Konuşmayı öğrendikten sonra meydana gelen işitme kayıplarında implant sonrası sonuçlar çok iyi olmasına karşın, lisan öğrenmeden meydana gelen kayıpların sonuçlan daha kötüdür. Burada zaman en önemli faktördür. Doğuştan işitme kayıplarında implantasyon 1-2 yaş arasında yapılır ve hasta iyi bir eğitim alırsa, implant sonuçlan çok yüz güldürücü olmaktadır. Bu yaş grubunda ameliyat olanlar normal duyan yaşıtlarını yakalamaktadır. Buna karşılık yaş arttıkça, sonuçlar daha kötü olmaktadır. Hiç cihaz kullanmayan ve eğitim almayan hastalarda 5-6 yaş sonrasında koklear implantasyondan bir fayda sağlanamamaktadır.
Doğuştan işitme kayıplarında en önemli nokta, işitme taraması ile doğumdan sonraki 1-2 gün içerisinde tanıyı koyup, sonuçlarına göre ilk 3-6 ay içerisinde işitme cihazı uygulanması, bundan yarar görmeyen çocuklara ise 1-2 yaş arasında bekletmeden ameliyat yapılmasıdır.