İntihar Belirtileri

İntihar (Özkıyım) Nedir, Nedenleri ?

İntihar dünya genelinde her yaşta görülmekle birlikte, ergenlik döneminde ve yaşlılık döneminde daha yüksek oranlardadır. Erkeklerde 45, kadınlarda 55 yaş üzerinde intihar riski artar. Türkiye’de erkeklerde 35 yaş üzerinde risk artmakta, kadınlarda 15-29 yaş grubu en yüksek riski taşımaktadır.
Gençlerde ise intihar girişimleri tamamlanmış intiharlardan daha sıktır. Girişimlerde, ergenler ve genç erişkinler riskli grubu oluşturur. İntihar girişimi için kadınlarda 15-24, erkeklerde 20-35 yaş grupları daha yüksek risk taşımaktadır.

Cinsiyet: İntiharlar erkeklerde, intihar girişimleri kadınlarda daha fazladır. İntihar hızı erkeklerde kadınlara göre ABD’de üç, Avrupa’da ve Türkiye’de iki kat fazladır. İntihar girişimleri ise kadınlarda ABD’de 3-4 kat, Avrupa’da 1.5 kat ve Türkiye’de 2 kat fazladır.
Risk Faktörleri: İntiharlar için, erkek cinsiyet, ileri yaş, boşanmış, dul, bekar olmak, işsizlik ya da ekonomik bakımdan yetersiz olmak, demografik risk faktörleridir. Psikiyatrik hastalıklar arasında depresyon, bilinen en önemli risk faktörüdür.
Ümitsizlik başta olmak üzere depresyon belirtilerinin varlığı riski artırır. Ayrıca şizofreni, alkol ve madde bağımlılığı, bazı kişilik bozuklukları (KB), ergenlerde davranım bozukluğu intihar riskini artıran diğer psikiyatrik tanılardır. Daha önce intihar girişimi olan kişilerde risk daha yüksektir. İntiharı gerçekleştirmekle ilgili somut tasarıların varlığı, girişimde kullanılması planlanan yöntemin yüksek öldürücülük düzeyi, kişinin intihar girişimi üzerinde uzun süredir düşünüyor olması, ölümden önce son aktiviteleri yapmış olması, intihar araçlarının ulaşılabilir olması, kişinin son dönemde stresli yaşam olayları; maddi ve manevi kayıplar ile karşılaşmış olması, dürtüsel özelliklerinin olması ve stresle baş etme becerilerinde yetersizlik, aile öyküsünde intihar davranışı, bir ruh hastalığının bulunması ve sosyal desteklerin yetersizliği diğer önemli risk faktörleridir.
İntihar davranışına ailesel yatkınlık olduğu bilinmektedir. Özellikle serotoninerjik sistemde aktivite düşüklüğüne yol açan bazı genetik farklılıkların intihar davranışı için risk faktörü olduğu gösterilmiştir.

 

Belirti ve Bulgular:
Tamamlanmış intiharların %90-95’inde bir psikiyatrik bozukluk olduğu (%45-70’inde majör depresyon) bilinmektedir. Dolayısı ile çoğunlukla, intihar düşünceleri ile, bilinen en önemli risk faktörü olan depresyonun belirtileri birlikte görülür. Özellikle ümitsizlik belirtisi daha sonrasında gerçekleşebilecek intihar davranışını öngördürür. Yine öfke, çaresizlik, suçluluk duygu ve düşünceleri, içe çekilme, zevk alamama, uyku bozukluğu gibi belirtiler de görülür. Süreğen ya da ölümcül bedensel hastalıkların varlığında da intihar davranışı daha çok görülür.

 

Tanı:
İntihar düşünceleri olabileceğinden şüphe edilen hastalarda, ilişkili risk faktörlerinin varlığı, psikiyatrik muayene ve hastanın öyküsünden öğrenilmeye çalışılır. “Kendinize zarar vermeyi/ öldürmeyi hiç düşündünüz mü? Şu anda böyle bir düşünceniz var mı? Kendinizi öldürseydiniz bunu ne şekilde yapardınız? Bu konuda herhangi bir plan yaptınız mı; nasıl bir plan, bunu ne zamandır düşünüyorsunuz? “gibi intihar düşüncesinin niteliğine ilişkin sorular sorulmalıdır. Öykü alırken intihar açısından riskli bir psikiyatrik tanı olup olmadığı, eğilime yol açabilecek risk faktörleri ya da stres faktörleri soruşturulmalıdır.
Hasta depresyon, bunaltı, ümitsizlik, öfke, uyku bozukluğu, çözümsüzlük gibi özgül belirtilerin varlığı ve psikiyatrik özgeçmişi (hastalıklar, önceki intihar girişimleri) açısından değerlendirilmelidir. Aynca intihar araçlarının ulaşılabilirliği, hastanın dürtüselliği, ailesel risk faktörleri, sosyal/ çevresel destekleri ve bireysel kaynakları soruşturularak, hem risk hem de koruyucu faktörlerin genel bir taraması yapılmalıdır.

 

Önleme ve Tedavi:

Duygu durum bozukluğu (özellikle depresyon), bazı KB ve alkol kötüye kullanımı olan ve hatta tüm psikiyatrik hastalarda, öykülerinde intihar girişimi olan kişilerde ve ağır, süreğen, ölümcül hastalık varlığında intihar riski akla gelmeli ve değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme, hastalık uygun şekilde tedavi edilirken izlem sırasında düzenli aralıklarla yinelenmelidir. İntihar, her zaman olmasa bile, önlenebilir bir ölüm nedenidir. İntihar eden kişilerin %80’inde açık ön belirtiler bulunduğu, %70-80’inin son 6 ay içinde bir doktor ile görüşmüş oldukları bilindiği için, iyi bir risk değerlendirmesi ile bu vakaların yakalanabileceği düşünülmektedir.
Psikiyatrik yardım aramaktan, hasta olarak etiketlenme (“stigmatizasyon“) endişesi ile kaçınma sorununu ele almak da intiharın önlemesi ile ilgilidir. Bu amaçla, geniş tabanlı eğitimlerin (toplum seminerleri, bu alandaki medya programları gibi) gerçekleştirilmesi önerilmektedir.

 

Seyir: Önceki girişimlerin sayısı arttıkça, tamamlanmış intihar olasılığı artar. Tekrarlayıcı girişimciler, psikiyatrik sorunları ağır ve ölüm riski en büyük olan gruptur. Tüm intiharların %19-24’ünde, öncesinde girişim öyküsü bulunmakta, girişimlerin %10’u,10 yıl içinde tamamlanmış özkıyım ile son bulmaktadır. Bir girişimden sonraki ilk 12 ay, tamamlanmış intihar için en yüksek riskli dönemdir. Bu dönemde girişimin tekrarlaması ile ilgili en önemli risk faktörü ise düzelmemiş bir duygu durum bozukluğunun varlığıdır.