Peptik Ülser (Mide Kanaması)

Peptik ülser tanımı mide bağırsak sisteminin iç yüzünü döşeyen dokuda meydana gelen yaralar veya erozyona uğramış alanlan nitelendirmek üzere kullanılır. Peptik ülserler genellikle midede (gastrik) ya da ince bağırsağın en üst kısmı olan duodenumda görülür.

Yaş ve cinsiyet:

Duodenal ülserler 25-55 yaşlan arasında ve kadınlarda biraz daha sık görülürken gastrik ülserler daha çok 40-70 yaşları arasında, kadınlarda ve erkeklerde eşit olarak görülür.

Belirtiler:

Genelde karnın üst kısmında olmak üzere ağrı, şişkinlik, erken doyma hissi, iştahsızlık, bulantı, kusma, dışkıda kan görülmesi (bazen dışkı kanama nedeniyle katran rengi, anormal pis kokulu, cıvık bir hal alabilir), kansızlık. Bazen belirti vermeyebilir ve çok daha seyrek olarak kanama gibi komplikasyonlar ilk bulgular olabilir. Öte yandan sayılan belirtilerin çoğunun ülseri olmayan hastalarda da olabileceği bilinmelidir.

Nedenler:

Peptik ülserin en sık iki nedeni Helicobacter pylori (midede sıklıkla bulunan bir bakteri) ve steroid dışı antienflamatuar ilaçlardır. Seyrek nedenler arasında bazı viral enfeksiyonlar, karın bölgesine radyoterapi, kemoterapi yer almaktadır. Ayrıca sigara, alkol ve diğer genetik ve çevresel faktörler de (örneğin kullanılan bazı ilaçlar) peptik ülser hastalığının gidişatını etkileyebilir. Bir zamanlar ülser nedeni olarak öne sürülen psikolojik stres ve diyet tarzının artık o kadar önemli rolü olmadığı düşünülmektedir.

Helicobacter pylori insanlarda görülen en sık süreğen (kronik) bakteriyel enfeksiyon olup bakterinin dünya populasyonunun yaklaşık yarısının midesinde mevcut olduğu tahmin edilmektedir. Bakterinin neden olduğu net etki mide ve bağırsak dokularını sindirim sıvılarının potansiyel olarak yol açabileceği hasara daha duyarlı hale getirmektir. Bu durum mide (gastrit) ve duodenumun (duodenitis) süreğen iltihabına yol açar. Bazı kişilerde ise gastrik ve duodenal ülser gelişir.

Tanı: Ülser belirtileri olan hastalar kan, nefes veya dışkıda Helicobacter pylori varlığı açısından araştırılır ve pozitif test sonucu verenler tedavi edilir. Ancak belirtiler tekrarlarsa ileri testler yapılır. Öte yandan kilo kaybı, yutma güçlüğü, kansızlık gibi alarm belirtileri mevcutsa ve 45 yaşın üstünde belirtilerin varlığında ileri tetkikler gerekir. En çok kullanılan tetkik üst endoskopidir. Üst endoskopide ucunda kamera olan küçük fleksibl (esnek) bir tüp mide ve duodenum iç kısmını değerlendirmek üzere ağızdan geçirilir. Baryum solüsyonu içirildikten sonra direkt grafilerin elde edildiği bir diğer tetkik de sıklıkla kullanılmakla beraber endoskopi kadar duyarlı değildir.

Gelişebilecek istenmeyen durumlar: Kanama, obstrüksiyon (ülserin mide ve bağırsak pasajında tıkanmaya neden olması), perforasyon (ülserin mide veya duodenum iç örtüsünü erozyona uğratarak organ duvarında delinmeye neden olması). Kanamaların çoğu endoskopik olarak kontrol edilebilmektedir. Tüm hastaların %2 ila 5’inde cerrahi ihtiyacı doğmaktadır. Perforasyonda ciddi karın ağrısı olur ve genellikle cerrahi gerektirir.

Tedavi:

Helicobacter pylori saptanan hastalar iki antibiyotikle beraber mide asitini azaltan bir ilaç kombine edilerek 7-10 gün süreyle tedavi edilirler. Bu tedavi rejimi ile hastaların %90’ında enfeksiyonu tedavi etmek mümkündür. Ülser tamamen iyileşene kadar mide asidini azaltıcı tedaviye dörtle altı hafta daha devam edilir.

Asit azaltıcı tedavi iki gruptur:

  • En etkin olanlar proton pompa inhibitörleridir.
  • Daha az etkin olanlarsa H2 antagonistleridir.

Diğer öneriler:

Sigaranın bırakılması, alkol alımından ülser iyileşene kadar kaçınılması

Antienflamatuar ilaç kullanımından mümkün olduğu kadar kaçınılmalıdır. Kalp hastalarında aspirin kullanımı gibi bu tarz tedaviden vazgeçilemeyecek durumlarda doktorla iletişim halinde olunmalıdır.

Ülser komplikasyonu geliştirmiş olan hastalar antibiyotik tedavisinin başarılı olduğunu görmek için Helicobacter pylori için yeniden test edilmelidir.

Stresten mümkün olduğunca uzak durulması,

Kahve, çay, çikolata gibi kafein içeren maddeler ülser ağrısını artırabileceğinden kaçınılması,

Antiasid ilaçlar ülser tedavisinde kullanılabilir ancak bu ilaçların diğer ülser ilaçlarından bir saat önce ve iki saat sonraya kadar alınmaması gereklidir.

Bitkisel ilaçların tedavide muhtemelen rolü yoktur çünkü kullanımdaki ilaçlar son derece etkili ve güvenlidir.

Tedavi sonrası belirtiler tekrarlamadığı sürece komplike olmayan duodenal ülser hastalarında takibe gerek yoktur. Gastrik ülser hastalarına ise ülserin iyileştiğini ve kötü huylu bir tümör barındırmadığını gösterebilmek için endoskopi tekrarı gereklidir. Sık ülser tekrarlan ve ülser komplikasyon öyküsü olan hastalarda genellikle uzun dönem mide asitini baskılayıcı antiülser tedavi önerilir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz